Kemal

Kemal
@schwarzeye
Ey özünün sırlarına akıl ermeyen; Suçumuza, duamıza önem vermeyen; Günahtan sarhoşum, ama dilekten ayık; Umudumu rahmetine bağlamışım ben. Büyükse de isyanım, kötülüklerim, Yüce Tanrı’dan umut kesmiş değilim; Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın Rahmete kavuşur elbet kemiklerim.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hermetika Ve İslam Tarihte görülüyor ki nerede Hermes’in eserleri okunup kutsal kabul edilmişse, orada uygarlık gelişmiştir. Pagan düşünür ve bilgeler yeni yeni ortaya çıkan Arap kültürüne sığınırken bilgilerini ve Hermetik yazıları da birlikte götürdüler. Aradan iki yüzyıl geçtikten sonra, Müslümanlar Bilgi Ve Bilimsel Başarılarında Kimselerin Boy Ölçüşemeyeceği Bir İmparatorluk Yarattılar. Dokuzuncu yüzyıl başlarında Bağdat’ta “Bilgelik Evi” adını taşıyan ilk Üniversite kuruldu. Burada pek çok Pagan eseri Arapçaya çevrildi, İskenderiye’de gayet yüksek seviyelere varmış bilimler önemle üzerlerinde durularak daha geliştirildi ve eski Pagan ruhsal bilgeliği de gizlice araştırılıp uygulandı. Hermetika, Mısır ruhsallığının kutsal kitapları arasında bulunduğu yüksek mevki dolayısıyla İslam felsefesinde de önemli bir gizli akımın esrarlı ilham kaynağı oldu ve Sabbahiye gibi geleneksel olmayan dini mezheplerin kutsal kitabı olarak kabul gördü. Eğer o zamanın dini otoriteleriyle çatışmaya girmemiş olsalardı, bizler Sabbahiye mezhebinin gizemli takipçilerinden söz edildiğini asla duymayacaktık. Kurucusu olan Muhammed peygamberin ölümünden birkaç yüzyıl sonra, İslam dünyasına da aynen Hıristiyan Batı’da görüldüğü gibi, geleneksel ve doğru kabul edilen orta yoldan şaşmama arzusu hâkim olmaya başladı. Din adamlarının tespit ettiği çizginin dışına çıkanlar gerektiğinde şiddet kullanılarak tümüyle yok ediliyordu. M.S. 830 yılında kudretli bir halife Harran şehrinden geçerken garip giyimli Sabbahiye mezhebi mensupları gözüne çarptı ve bunların ileri gelenlerini sorguya çekti. Kutsal metinlerini getirmelerini istediğinde Hermes’in kitaplarıyla döndüler. Dahi filozof-bilim adamı Ahmed bin Tabıt bir Sabbahi’ydi ve M.S. 810 yılında Hermetik Paganizm üzerine aşağıdaki sarsıcı
Giriş: Unutulmuş Bir Ruhsal Klasik Hermetika, Tot’a atfedilen bir yazılar bütünüdür. Tot, eski Mısır’da bilgeliğinden dolayı tanrıya dönüştüğü söylenen efsanevi bir ermiş kişidir. Mısır’da en azından M.Ö. 3000 yıllarından beri kutsanmış olan Tot, kutsal yazı sayılan hiyeroglifi icat ettiğinin düşünülmesiyle saygınlık kazanmıştır ve ibis -Mısır gibi sıcak ülkelerde yaşayan ince, uzun ve ucu kıvrık bir gagası olan bir cins turna kuşu başlı bir yazıcı olarak çizilen bu figürü birçok tapınaklarda ve mezarlarda görmek mümkündür. O, tanrıların mesajlarının taşıyıcısı ve bütün insanların yaptıkları işlerin yazıcısıdır. Tanrı Osiris’in ölüm sonrasına ait sarayında bulunan Büyük Yargı Salonu’nda, ölmüş kişilerin ruhsal bilgi ve saflık kazanmış olup olmadıklarına ve bunun sonunda gökyüzünde tanrıların katında bir yeri hak edip etmediklerine Tot karar verir. Astronomi, mimari, geometri, tıp ve din konularında her türlü bilgiyi Tot’un indirmiş olduğu söylenir ve eski Yunanlılar tarafından piramitlerin mimarı olduğuna inanılır. Mısırlıların bilgi ve ruhsallığı karşısında huşu duyan Yunanlılar, Tot’u, tanrıların habercisi ve ölüler ülkesinde ruhların yol göstericisi olan kendi tanrıları Hermes’in kimliğinde görmüşlerdir. Mısırlı Hermes’i kendi tanrılarından ayırt etmek istediklerinde, onun üstün bilgeliğini ululamak için “Üç Kere Yüce” anlamında “Trismegistus” unvanını vermişlerdir. Ona atfedilen kitaplar bütünüyle ‘Hermetika’ adıyla tanınır olmuştur. Hermetika batı kültüründe bir temel taşıdır. Özü ve önemi itibarıyla Upanişadlar, Dhammapada ve Tao Te Ching gibi Doğu’nun tanınmış kutsal kitaplarıyla aynı düzeydedir. Ancak, günümüzde kolaylıkla bulunabilen ve geniş bir çevrede okunan bu metinlerin aksine, Hermes’in eserleri, akademik çeviriler, Hıristiyanlık önyargısı ve okült
Sunuş Elinizdeki kitap büyük inisiye Hermes’e atfedilen bilgilerin çeşitli kaynaklardan derlenmesiyle oluşturulmuş zengin bir külliyatı içermektedir. Çağlar boyu ezoterik bir gelenek içerisinde nesilden nesile aktarılan Hermetik bilgiler pek çok filozof, bilim adamı ve sanatçıyı etkilemiş, onların düşünce ve anlayışlarına yön vermiştir. Kitabın Giriş kısmında da göreceğiniz gibi özellikle Batı düşüncesine ve Rönesans’a yön vermiş pek çok filozof Hermetik kökenli bilgilerle yetişmiş ve bu bilgiler onların eserleri vasıtasıyla günümüze ulaşmıştır. Ayrıca okült ve ezoterik ekoller üzerindeki etkileri de büyüktür. Alşimistlerin kendilerine rehber edindikleri temel bilgiler de Hermetik kökenlidir. Kitap hakikatin değişmezliği ilkesini bir kez daha gözler önüne sermekte ve temel kâinat yasaları hakkında özlü bilgiler vermektedir. Ege Meta Yayınları ÜÇ KERE YÜCE HERMES’İN SON DEYİŞLERİ ‘Bilgece sözler, yazılmış olsalar da benim çürüyen elimle, yok olmadan kalırlar zaman içinde; doludurlar ölümsüzlük ilacıyla Âlemlerin Sahibinden gelen. Görünmez ol ve keşfedilmemiş kal gelip geçecek bütün herkes için, gezip dolaşacaklar için hayatın çorak topraklarında. Gizli kal, daha yaşlı bir gökyüzünden insanlar doğana kadar, sana ait bilgeliğe layık olan insanlar.’ Dualarını dile getirdi elinin emeğinin ardından,
Bilmiyorum, yaşamakta mısın, öldün mü? Dünyada bir yerlerde bulabilir miyim seni Yoksa, akşamın yaslı karanlığında Bir ölüyü mü düşünmeli... Her şey senin için: Gün boyunca dualarım. Uyuşturan ateşi uykusuz gecelerin; Şiirlerimin beyaz sürüsü, Ve mavi yangını gözlerimin... Hiç kimse daha yakın olmadı bana, Hiç kimse böylesine üzmedi beni, Acıya salıp gidenler bile, Okşayıp bırakanlar bile hatta. Anna Ahmatova
Şiir