İrem Ay

Geçen sonbahardan beri Lâmia'yı ikinci defa aklına getiriyordu. Bir defa da operasının oynandığı gece onu hatırlamıştı Lamia'nın sevdiği parça çalınmağa başladığı vakit Kenan gayriihtiyarı gözlerini kapamış, gece böceklerinin sessiz raşelerle dolu odasını, yeşil gözlerinde bitap bir meftuniyet, çilli yanaklarında yaşlarla başını piyanoya dayayan Kınalı Yapıncak'ı görmüştü.
Sayfa 111·Kitabı okuyor
Reklam
Karşı duvarda bir ayna asılı. O aynayı düşünmüyor ama ayna onu düşünüyor. Onun görüntüsüne karşı sadakati, sadık kalarak bağlılığını gösteren uysal bir köleninki gibi; kadının, kendisi için çok şey ifade etmesine karşın kendisi kadın için hiçbir şey ifade etmeyen bir kölenin, onu kavramaya belki cesaret edebilecek, ama onu anlamaya kalkışmayacak bir kölenin. O zavallı ayna, onun ancak görüntüsünü ele ge­çirebilir, kendisini değil; o zavallı ayna onun görüntüsünü gizli derinliklerinde tüm dünyadan gizleyemez, üstelik tam tersine, şu anda bana olduğu gibi, ele vermek zorundadır. Eğer bunu yapan bir insan olsaydı, ne büyük işkence olurdu. Ama zaten böyle pek çok kişi yok mudur? Onu başkalarına gösterdikleri ânın dışında hiçbir şeye sahip olmayan, özü değil de yalnızca yüzeyi kavrayan, özü ortaya çıkmak istediği zaman her şeyini yitiren insanlar. Tıpkı aynanın, kızın görüntüsünü, yüreğini bir solukta ona açmaya kalkması halinde yitireceği gibi.
Sayfa 19
Sevgi, sıradan olanı değerli bir iş birliğine dönüştürüyordu, bu her fırtınaya dayanacak kadar sağlam bir şeydi.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Bütün ruhuyla yaşayan mesut insanlar niçin uyusun?..
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Hayat artık benim anne... Ben artık talihsizliği mağlup ettim...
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Reklam