Anlamsızlık duygusunun nedenine gelince, aşırı basitleştirme de olsa, insanların yaşamalarını sağlayacak çok şeyin bulunmasına karşın, uğruna yaşayacakları bir şeyin olmadığı söylenebilir; insanlar araçlara sahip, ama amaçları yok.
"Peki ya insanın, kozmosun evrimindeki bitiş noktası olduğundan emin misiniz? Başka bir boyutun daha olduğu, başka bir dünyanın, insan acısının nihai bir anlam bulacağı bir dünyanın olduğu düşünülemez mi?"
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu.
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu.
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Aklınızı kaybetmenize neden olacak şeyler vardır ya da kaybedecek aklınız yoktur. Anormal bir duruma gösterilen anormal bir tepki, normal bir davranıştır.
Bir keresinde,geleceğe inancın yitirilişiyle bu tehlikeli pes ediş arasında yakın ilişkiye dair dramatik bir olaya tanık oldum.Oldukça ünlü bir besteci olan kıdemli blok muhafızımız F, bir gün bana şunları söyledi: .Sana bir şey anlatmak istiyorum,Doktor.Garip bir rüya gördüm.Rüyamda bir ses,bir şey isteyebileceğimi,bilmek istediğim şeyi söylememin yeterli olduğunu, ne sorarsam sorayım yanıt verebileceğini söyledi.Ne sordum dersin?Savaşın benim için ne zaman biteceğini sordum.Ne dediğimi anlıyorsun.Benim için!Kampımızın ne zaman özgürlüğe kavuşacağını,acılarımızın ne zaman biteceğini bilmek istemedim.
"Peki bu rüyayı ne zaman gördün?" diye sordum.
"1945 Şubatı'nda,"diye yanıtladı.Rüyayı anlattığında Mart başlarıydı.
"Rüyandaki ses ne dedi ?"
"30 Mart ."diye fısıldadı saklamak istercesine.
F.,bu rüyayı bana anlattığında hala umut doluydu ve rüyadaki sesin doğru çıkacağına inanıyordu.Ama vaat edilen gün yaklaştıkça,kampa ulaşan savaş haberleri, o gün özgür olmamızın pek de olası olmadığını gösteriyordu.29 Mart günü F., ansızın hastalandı ve ateşi çok yükseldi.Kehanetinin, savaşın ve acıların kendisi için biteceğini söylediği 30 mart günü hezeyana girdi ve bilincini yitirdi.31 Mart günü ölmüştü.Dışardan bakıldığında ölüm nedeni tifüstü.
Bir insanın ruhsal durumuyla - cesareti ve umudu ya da bunların bulunmayışı- vücudunun bağışıklık durumu arasında ne kadar yakın bir ilişki olduğunu bilenler, umut ve cesaretin birdenbire yitirilmesinin öldürücü bir etkisi olabileceğini anlayacaktır. Arkadaşımın ölümünün nihai nedeni, beklediği özgürlüğün gelmemesi ve ağır bir hayal kırıklığı yaşamasıydı. Bu, vücudunun uykuda olan tifüs salgınına karşı direncini birdenbire düşürmüştü. Geleceğe olan inancı ve yaşama istemi felce uğramış ve bedeni hastalığa yenik düşmüştü; böylece