Yaşanan koca ömürler aslında topu topu üç beş saniye süren bir korkunun gölgesinde geçiyor. Ölüm anı, pek çoğumuzun birkaç saniyesini alan bir kesittir. Ama işte o birkaç saniye, doğduğumuz andan, öldüğümüz ana dek bizi yalnız bırakmayan bir yürek prangası oluyor.
İnsanoğlu biraz bencildir. En fazla bencilliği de hayata karşı yapar. Her an bitebileceğini bildiği bir gerçeği, hiç bitmeyecekmiş gibi gösteren yalanlara sarılır.
“Yoksullarla varsılların mezarları arasındaki fark, gece ile gündüz kadar belirgindi. Şık mermerler ve korkuluklarla çevrilmiş, küçük çiçek bahçelerini andıran zengin mezarları; etrafını otlar bürümüş, eğreti taşlarla çevrili yoksul mezarları… ‘Ölünce her şey sona erer.’ derler ama sefahat ile sefaletin amansız savaşı, ölünce de devam ediyordu.”