“Yoksullarla varsılların mezarları arasındaki fark, gece ile gündüz kadar belirgindi. Şık mermerler ve korkuluklarla çevrilmiş, küçük çiçek bahçelerini andıran zengin mezarları; etrafını otlar bürümüş, eğreti taşlarla çevrili yoksul mezarları… ‘Ölünce her şey sona erer.’ derler ama sefahat ile sefaletin amansız savaşı, ölünce de devam ediyordu.”
Okurken insanı duygusal olarak kolay bırakmayan bir roman. Aşk ve ölüm gibi ağır temaları yan yana getirirken, okuru zaman zaman üzmeye, zaman zaman da rahatsız etmeye niyetli :) Benim için bu kitap, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda “bir şeye üzülmemiz mi bekleniyor, yoksa buna itiraz etmemiz mi?” sorusunu da beraberinde getiren bir okuma oldu.
Toplumsal meseleler, sınıfsal farklar ve insan ilişkilerine dair gözlemler hikâyenin arka planında kendini hissettiriyor.
Son Nefeste Aşk, herkesin aynı yerden bağ kuramayacağı ama okuyanı tepkisiz de bırakmayan bir roman. Okuru sadece ağlatmayı değil, düşündürmeyi ve yer yer huzursuz etmeyi de göze alan bir hikâye. Benim için, okuma süreci bittikten sonra üzerinde düşünmeye devam ettiren kitaplardan biri oldu.