"bayan guinea'ya minnettar olmam gerektiğini biliyordum ama hiçbir şey hissetmiyordum. bayan guinea bana bir avrupa ya da dünya turu bileti vermiş olsaydı da fark etmeyecekti. çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güvertesinde, paris'te bir sokak kafesinde ya da bangkok'ta- hep aynı sırça fanusun içinde kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım."
"yaşamımın, öyküdeki yeşil incir ağacı gibi önümde dallanıp budaklandığını görüyordum. her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, bana göz kırpıyordu. [...] kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum, incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. incirlerin hepsini ayrı ayrı yemek istiyordum ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararıyor, birer birer toprağa, ayaklarımın dibine düşüyorlardı."