Sebile

Sebile
@sebi4
Duygular hayat boyu bizi harekete geçirmek ve yönlendirmek için üretilen enerjilerdir. Deneyimlerimizle üretilen enerji kullanılmadıysa bedende birikir. Döngüsünü tamamlamamış birikmiş enerjiler arttıkça bedenin fonksiyonlarını bozan 'enerji blokajları' oluşur. Özellikle çocukken ifade edilmemiş kızgınlıklar korkular bedende gerilim hattı oluşturur! Çocukluktan itibaren duyguların bastırılması, ona buna karşı söz söylenmemesi telkinleri ile 'büyüyen' insanımız sadece bedenen büyümekten öte gidemez. Zira bastırılmış, ifade edilememiş korku, kaygı, yetersizlik, başarısızlık hisleriyle hayattaki rollerine devam edenler, bu sıkışmış enerjilerini en olmadık yerde en olmadık şekilde boşaltabilirler. Bu sıkışmış enerjilerin ifadesi bazılarımız da migren, kalp çarpıntısı, yeme bozuklukları, madde bağımlılıkları, kimilerinde kaygı bozukluğu, gelecek endişesi, titizlik, mükemmeliyetçilik, bazen de şiddet, şiddetli geçimsizlik, cinsel fonksiyon bozuklukları olarak karşımıza çıkar. Eğer duygular zamanında yaşanması gerektiği gibi yaşanmazsa biriken 'duygu kalıbı' kontrolü ele geçirir ve kişi kendini kontrol edemez hale gelir. Zira herhangi bir duruma aşırı tepki veriyorsak, bastırılmış döngüsünü tamamlamamış duygumuz titreşmiş ve kontrolden çıkmışız demektir.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zihnin bilinç kısmı, alışkanlıklarını ,inançlarını sorgulama cesareti ve disiplinini gösteremezse bedeni bilinçaltına mahkum kılar. Kabul gören düşünceden, alışkanlıklardan vazgeçmek gerçekten cesaret ister.
Zihnin hayalleri bedende gerçekmiş gibi reaksiyon oluşturur.
Kişinin kendini huzurlu ve güvende hissetmesi vücudu 'optimum' sağlıkta tutar. Hücreler olumsuz bir mesaj almadıkları için gelişim ve çoğalmalarına sağlıklı bir şekilde devam ederler. Bedene 'tehlikedesin' mesajı gönderen duygular ise organ fonksiyon bozukluklarına yol açar. Endişeli kişilerin midesi, ülsere kadar ilerleyen değişim yaşar.
Bilinçli aklın devrede olmadığı bu dönem, özellikle 0-10 yaş arası oluşan yazılımlar kişinin inançları haline gelir. İnançlar, artık üzerinde düşünmediğimiz mutlak doğrularımızdır. Bilinçaltı yazılımları depolanan bilgilerle oluşur. Bu yazılımlarla bizim kişiliğimiz, davranış kalıplarımız ortaya çıkar. Bilgi aynı zamanda duygularla kodlanır.