Duygular hayat boyu bizi harekete geçirmek ve yönlendirmek için üretilen enerjilerdir. Deneyimlerimizle üretilen enerji kullanılmadıysa bedende birikir. Döngüsünü tamamlamamış birikmiş enerjiler arttıkça bedenin fonksiyonlarını bozan 'enerji blokajları' oluşur. Özellikle çocukken ifade edilmemiş kızgınlıklar korkular bedende gerilim hattı oluşturur!
Çocukluktan itibaren duyguların bastırılması, ona buna karşı söz söylenmemesi telkinleri ile 'büyüyen' insanımız sadece bedenen büyümekten öte gidemez. Zira bastırılmış, ifade edilememiş korku, kaygı, yetersizlik, başarısızlık hisleriyle hayattaki rollerine devam edenler, bu sıkışmış enerjilerini en olmadık yerde en olmadık şekilde boşaltabilirler. Bu sıkışmış enerjilerin ifadesi bazılarımız da migren, kalp çarpıntısı, yeme bozuklukları, madde bağımlılıkları, kimilerinde kaygı bozukluğu, gelecek endişesi, titizlik, mükemmeliyetçilik, bazen de şiddet, şiddetli geçimsizlik, cinsel fonksiyon bozuklukları olarak karşımıza çıkar. Eğer duygular zamanında yaşanması gerektiği gibi yaşanmazsa biriken 'duygu kalıbı' kontrolü ele geçirir ve kişi kendini kontrol edemez hale gelir. Zira herhangi bir duruma aşırı tepki veriyorsak, bastırılmış döngüsünü tamamlamamış duygumuz titreşmiş ve kontrolden çıkmışız demektir.