Kapitalizm, insanda rızık endişesi duygusunu kamçıladı. "Eğitim” adı altında beyinleri iğdiş etme projesi yirmi beşli yaşlara uzayınca, "kariyer" adlı dogma değer önem kazanınca evlilik yaşı arttı. Kapitalizm; zina, fuhşiyat, içki gibi münkerlere ulaşımı ve maliyeti düşük tutarken; nikâh, meşru çocuk sahibi olma, çocuk yetiştirme gibi marufların masraflarını şişirdi. Dolayısıyla çocuk sayısı az, az olan da gereğinden fazla değerli oldu. Eli sıcak sudan soğuk suya girmeyen, bir eli yağda bir eli balda büyüyen çocuklar, apartman arasına sıkışmış, ekranların kölesi olmuş, insan yüzü görmeyen, hiçbir zorluğun üstesinden gelemeyen yeni bir nesil peydah oldu. Bu nesil, kimyasal ürünlerle beslenip, kimyasal ilaçlarla zehirlenince, beyinlerinin kimyası da doğal olarak
bozuldu.