Susmanın verdiği pişmanlık, konuşmanın verdiği pişmanlıktan daha mı fazla olurdu bilmiyorum ama yürek kavgalarımın orta yerinde bir güneş gibi doğup bedenimi ısıtan kişiye, her şeyi tek bir çırpıda anlatmanın bana iyi geleceğini biliyordum.
Nasılsın ile başlayan cümlem, kitap hakkında kısa bir konuşmayla devam etmişti. Kendi içime bir sağanak gibi yağdığım halde, sevgimi dile getirecek kelimeler arıyordum bu kısa zaman aralığında. Çünkü hiçbir kelimenin manası söylemek istediğime muadil değildi.
Ve o dünyadaki kilitli kapılarınızı aralayacak, sizi hayatın içine çekecek ve kilidi çevirecek bir anahtar uzatılsın istiyorsunuz. Hayatınıza bir el dokunsun istiyorsunuz. Bir sihir gibi, mucizevi bir güç gibi…
O anda gökten kaç elma düştü kim bilir?
Kaçı yendi?
Kaçı heba edildi?
Oysa o anda bir mucizeyi beklercesine mutlu sonla bitecek nice kelime ve nice masalsı cümleler lazımdı bana.