Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Annemle babam aydın kişilerdir. Babam doktor,
annem iç mimardır. Yine de akşamları sofrada bir araya geldiğimizde
konuşmazlar, sözgelimi günlerini nasıl geçirdiklerini
birbirlerine anlatmazlar. Zaten çoğu kez yemek, köşedeki pizzacıdan
getirtilir, soğumasın diye çarçabuk yer, kalkarız. Sofrada
iştahsız olmamı, başağrısından yakınmamı onlar kulaklıkla
müzik dinlememe bağlıyorlar, siz ne dersiniz?
Annemle babam, resmi çağrılar dışında hiçbir yere birlikte
gitmezler. Evimize özel olarak çağrılanlar dışında konuk da
gelmez. Onların bu gergin sessizliğe nasıl katlanabildiklerine
şaşırıyorum. Belki açıkça kavga etmeleri daha iyi olurdu. Birkaç
yıl öncesine dek arkadaşlarıma, gittiğim yerlere, eve dönüş
saatime karışmamalarını, bana her zaman bol harçlık vermelerini,
kişiliğime duydukları güvene yoruyordum, artık genel kayıtsızlığın
bir parçası diye niteliyorum. Bence aydın kişiler, zor
yoluyla sevgisiz bir evliliğe sürüklenmezler, çocuk isteyip istememe
konusunda da özgürdürler. İkisi de yaşamlarının hiçbir
döneminde para sıkıntışı çekmediklerine göre çıkara dayalı bir
evlilik söz konusu olamaz. Demek, başlangıçta birbirlerini seviyorlardı.
Sizce aralarına ne girmiş olabilir? Ağabeyimle benim,
alacakları boşanma kararını saygıyla karşılayacağımızı bilseler
gerektir; bu sıkıntıya bizim adımıza katlanmaları anlamsız.
Bir erkeğin, kültürce kendisine denk, üstelik konuşmaya,
düşüncelerini anlatmaya susamış bir kadını uzun süre kaldıramayacağı,
o dönemde henüz keşfedilmemiş bir gerçekti. Başlangıçta
altın-ortalamayı yakalamaya kendiliğinden ayarlanan farklı
yapıdaki iniş-çıkışların zamanla, dış dünyanın tatsız gerçekleriyle
törpülendikçe, sürekli bir inişte karar kılacağı da bilinmeyen
bir gerçekti daha. Evlendiler.