Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
kırtasiye dükkanları dünyanın her yerinde aynı kokuyordu:
kişiye yalnızlığını hissettiren, öte yandan da bir renk cümbüşüyle
çevresini sarmalayan kışkırtıcı bir koku.
Leyla gittikten sonra, nedense, annemin isteklerini
kaç kere "Biraz sonra" diye ertelediğimi düşündüm.
Bütün çocukların büyüklerde bir tür ölümsüzlüğe
inandığını, o yüzden, onların en ufak isteklerini bile
"nasılsa sonsuz bir zaman var" gerekçesiyle yerine getirmediğini.
Anımsadığım birkaç olay dışında önemli
bir nirengi noktası bulamadım.
Leyla, yalnız yaşamaktan hoşlanan yaşlı bir hamın
akrabasından, başka bir "otuzların kadını''ndan söz et-
ti. Ailesi, onun yalnız yaşamaktan hoşlandığına o kadar
inanmış ki ölmeye yüz tuttuğu günlerde bile kapısını
kimse çalmamış. Güçlüdür o, nasıl olsa kurtarır inancıyla.
Ölmeden az önce Leyla'yı evine çağırmış, ufaktefek
işlerini gördürdükten sonra, "Üzülme canım" demiş,
"sakın üzülme, bana olan bütün borçlarını ödedin
şimdi."
Acaba bizler, yara-almadığımıza, güçlü olduğumuza
bu kadar inanan çocuklarımızınbir gün biz yok
olduğumuzda duyacakları boşluğu nasıl hafifletebiliriz?
Şimdiden başlamalı, ama nerden?