Onları karamsarlığa sürükleyen bir başka neden
de, savaşa katılıp katılmama kararını verecek ya da gözükara
politikaları yüzünden ülkelerini savaşın ortasına
itecek devlet adamlarının zaten kendilerini temsil
etmemesiydi. Her geçen gün daha da kızışan ortamda
ufacık bir kıvılcım, dünyayı saran bir yangına dönüşebilirdi.
Tarihin olanca zenginliğiyle donanmış kentlerin,
benzersiz mimari yapıtlarının acımaksızın yerle bir
edildiği, doğanın da insanlar kadar onulmaz yaralar
aldığı bir dönemde yazmak gibi serinkanlılığa dayalı
bir uğraş, ya sağırlığın ya da körlüğün sağladığı bir
bencillik zırhı kuşanarak yürütülebilirdi ancak.
Yaşamak,
bir günü daha atlatmak demekti, o kadar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Haktan yana adaletten yana olmak zordur .Büyük fedakarlıklar,yüreklilik ister.
22 kişilik Adalet Komisyonunda idama karşı gelen tek üye bendim.Geniş muhalefet şerhim ,Millet Meclisi'nin 10 Mart 1972 tarihli gündeminde okundu . Bana yan bakanlar oldu,kominist diyenler oldu ,amma ben hukuktan,adaletten yana olmamın iftiharı,huzuru içinde oldum,olmakta da devam ediyordum