Matt Stiffler, bir alıntı ekledi.
17 May 13:27 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Neden hep kötü ile daha kötü arasındaydı seçimlerimiz?"

Ekmek Arası, Charles Bukowski (Sayfa 153)Ekmek Arası, Charles Bukowski (Sayfa 153)
Gamze Bir, Klon'u inceledi.
14 May 22:12 · Kitabı okudu · 36 günde · Puan vermedi

Klonlama uzmanı Doktor Davis Mooreun on yedi yaşındaki kızı tecavüze uğrayıp acımasızca öldürülür. Olay hakkında soruşturma açılır; ancak bir sonuca varılamaz. Aylar sonra Moore kızının eşyalarını polisten geri alır ve bunların arasında kazayla unutulmuş, içinde katilin DNAsı bulunan küçük bir şişeye rastlar. İşte o an Mooreun beynine korkunç bir düşünce saplanır: Belki kızını değil ama onu öldüren adamı klonlama olanağına sahiptir. Peki kızının katilinin gözlerinin içine bakmaya ne kadar dayanabilecektir? Justin Finn, üç yaşına bastığında diğer çocuklardan farksızdır. Canlı, neşeli ve sevimli: Ondan zerre şüphe etmeyen anne ve babasının gözündeyse masum bir bebek. Ne var ki yüzü, bir gün mükemmel bir genetik kopya olarak soğukkanlı bir katilinkine tıpatıp benzeyecektir.

KLON küçük bir çocuğun bir gizemi çözmesi için dünyaya getirilişinden yola çıkarak, kötülüğün kaynağını sorgulayan, klişelerden uzak, dahice yazılmış özgün bir roman. Kaldırdığınız her taşın altında bir zeka parıltısı göreceksiniz.


"Zekice kurgulanmış bir şaheser... Doğru ve yanlış, kader ve seçimlerimiz arasındaki farkı söyleyebilecek cesarete sahip eşine az rastlanır bir roman." Kesinlikle okumalisiniz:))

Hayat bize ''Asla'' dediğimiz nice şeyi yaşatır...
Yargıladığımız durumlarda kalır,
Uçlara savrulur,
Doğrularımız ile yanlışlarımızı sorgudan geçirir,
Ve hepsinin ortasında ''Kendi Hakikatimiz'' ile yüzyüze kalırız.
Hakikat; duygularımız, zaaflarımız, arzularımız, korkularımız, ihtiyaçlarımız itibariyle birbirimize çok benzediğimizdir!
Bizi farklı kılan şey, tek başına seçimlerimiz bile değildir...
Bu seçimleri hayata geçirirken, hangi yolları kullandığımızdır.
Amaçlar kadar araçlar da,
Niyetler kadar tutumlar da,
Hak kadar hakkı savunma ve alma şeklimiz de,
Yolumuzu belirler.
Biz hayatı şekillendirmeye çalışırken, bir bakarız ki, hayat bize hiç düşünmediğimiz bir şekil vermiş...
O şekil üzerinde düşünmek,
O şeklin de değişebilir olduğundan şüphe duymamak gerekir :)
Hayatın, ''insanın seçimleri ve tutumları ile dönüşebilen'' nice senaryosu vardır.
Ama tüm senaryoların amacı, basit bir kaç dersi, silinmemecesine ruhumuza kazımaktır!
(Juno)

C. Ömer Karalar, bir alıntı ekledi.
07 May 02:29

Demek ki sadece seçimlerimiz değil, rastlantılar da belirliyormuş insanın hayatını..

Elveda Güzel Vatanım, Ahmet Ümit (Sayfa 44 - Cep boy)Elveda Güzel Vatanım, Ahmet Ümit (Sayfa 44 - Cep boy)
Şeref Akgül, bir alıntı ekledi.
05 May 23:42 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

''Neden geldim buraya, diye düşündüm. Neden hep kötü ile daha kötü arasındaydı seçimlerimiz?''

Ekmek Arası, Charles Bukowski (Sayfa 153)Ekmek Arası, Charles Bukowski (Sayfa 153)
Hale Yükselten, Şahane Hatalar 1'ı inceledi.
05 May 20:31 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Beni çok heycanlandıran bir kitaptı. Kendi seçimlerimiz sonucunda okuyabildiğimiz bir kitap olması açısından. Gerçekten inanılmaz eğlenceli bir kitap. Gece kocaman bir kağıda tablolar çizerek her olasılığı okuduğumdan emin olmuştum. Ben okurken inanılmaz eğlenmiştim. 16 yaşındaydım.

Mesela bir ülkede özgürlük dediğimiz şeyi, canımızın istediğini yapmak olarak algılıyoruz, değil mi? Özellikle toplumsal olarak ele alırsanız, başkalarının özgürlük alanına müdahale etmeden siz istediğinizi yapabilirsiniz. Ama biyolojik determinizm dediğimiz görüşten, yani biyolojik nedenlerin sonuçları doğurduğu bir kainat algısı içerisinde camiaya baktığınız zaman böyle bir özgürlüğünüz söz konusu değil. Çünkü bu materyalist dünyanın bugün beyin hakkında çizdiği resim kabaca böyledir. “Sizin beyninizde oluşan her şey dışarıdan gelen girdilerin bir sonucudur. Dolayısıyla aslında insan çok karmaşık davranışlar sergileyebilen bir otomat ve bir biyolojik makine gibi davranır.” Şimdi böyle yaptığınız zaman burada özgür iradenin, özgürlüğün vs. yeri yoktur. Tabi buna çeşitli kaçış noktaları üretmemiz lazım. Ancak aşikâr olan bir şey var ki insan özgür irade sahibi ve saçmalayabilme özelliğine sahip. Bu, başka bir canlıda görebileceğiniz bir şey değil. İnsan, saçma bir şey yapabiliyor. Öyleyse bunun ortaya çıktığı bir yer olması lazım zihinde.

İşte burada bir ruhu, başka bir özgür iradeyi kabul ettiğinizde kolay çözülüyor gibi gözüküyor. Ama bilimsel açıdan bunlar, bize insanın iradesi ve düşünce biçimi nereden geliyor diye çok fazla bir şey söylemiyor. İşin açıkçası biz diğer hayvanların davranışları üzerine yapılan çalışmaları ve insanla ilgili tecrübelerimizin hepsini bir kaba koyduğumuzda bir şey görüyoruz: Özgür irade dediğiniz şey istediğiniz gibi davranmak değil, seçim yapabilmektir. Bir seçim yapamayan özgür kabul edilmez. Biliyoruz ki vücudumuzda bazı içsel ve dışsal duyular var. Diyelim bir yemek kokusu aldığınızda hemen gidip yemeği yiyorsanız, siz yemeği özgürce yiyorsunuz demek değildir. Koku duyunuzun peşinden gidiyorsunuz demektir. Yine her cinsel istek duyduğunuzda o yöne gidiyorsanız, bu cinsel isteğin sizi sürüklediği anlamına gelir. Oysa insanın özgürlüğü diye bahsettiğimiz şey, bu hislerine rağmen seçebilme özgürlüğüdür. Ben buna hemen Ramazan’dan örnek veriyorum. Böyle başka bir mücadele türü bulamazsınız, insandan başkasına bunu yaptıramazsınız. “30 gün ya da belli bir süre boyunca ben inancımdan dolayı gün içinde temel biyolojik ihtiyaçlarımı kesiyorum.” diyor ve kesiyor. İnsanı farklı yapan şey işte bu. Çünkü insanoğlu seçebilme hürriyetine sahip. Başka bir hayvan türünde böyle bir pratiğe rastlamanız mümkün değil. Hatta güzel bir söz vardır, çok severim. Rahmetli Şükran Güngör ‘Güle Güle’ filminde söylüyordu: “Tabiat bizi her çağırdığında peşinden gidersek nerede kaldı bizim insanlığımız.” diye. Aslında bizim özgürlüğümüzün göstergeleri seçimlerimiz.