Andrew Ryan masasındaki fotoğraflara bakıp iç çekti. Savaşın caniliğiyle sönen hayatlar, alevlerin parlaklığıyla ters düşüyordu. Savaş hep vardı ama nükleer savaş bir son olacaktı. Yıldızların altında artık güvenli sığınak kalmamıştı. İşte o an Andrew Ryan kararını verdi; yeni bir şehir inşa edecekti. Gözlerden uzakta, denizin fersahlarca altında.
Bioshock adlı oyunun öncesinde yaşananları konu edinen bu eser, beklentilerimin ötesine geçti. Oyuna fazlasıyla sadık kalan ve markanın ününden yararlanan basit bir yan içerik olarak değil, karmaşık ve sizi içine çeken okumaya değer bir kitap olmuş. Bir ütopya düşüncesi ile başlayan şehir, hızla bir hapishaneye dönüşüyor. Yeni bir hayat için bu şehre gelenlerinse en büyük hayali bir gün daha hayatta kalabilmeye indirgeniyor. Bu kaosta düşenler olduğu kadar fırsattan yararlanıp tepeye çıkanları da görüyoruz. Kuralsız bu şehir herkesin gerçek yüzünü açığa vuruyor.
Oyunu sevenlere ve distopik roman arayanlara tavsiye ederim. Güzel ve düşündürücü.