"Aşktan önce. Aşktan sonra. Çünkü aşk bir milat. Takvimleri kendini sıfırladığı, saatlerin yeniden ayarlandığı an. Aşktan önce olan biten her şey -mişli geçmiş. Adeta yaşanmamış. Bir şekilde hafızaya sonradan alınmış. Aşktan sonra olan her şey şimdiki zaman. Öncesi ve sonrası olmayan..."
"Dünya edebiyat tarihi yazarlık yapabilmek için benzer seçimler yapıp evlenmeyi büsbütün reddeden ya da erkek kılığına giren veya erkek takma ismiyle yazan kadınlarla doludur. Tabii bir de yeteneği ve azmi olduğu halde, sırf kadın olarak dünyaya geldiği için mumu çabucak sönen ya da hiç alev alamayanlarla...
Sorulması gereken soru "Niçin çok sayıda kadın şair ya da yazar çıkmadı geçmişte?" sorusu değil. Esas soru "Nasıl oldu da o bir avuç kadın şair ve kadın yazar bu şartlara rağmen gene de çıkabildi?" olmalı. "
"Erkekler isimlerini değiştirme gereği duymadan yaşayıp giderler. Doğuştan verilmiş kimlik bilgileri onlarda peşinen kabullenmişler. Yerleşik ve sabit. Karılarına, çocuklarına hatta torunlarının torunlarına soyadlarını verirler. Erkekler isim değiştirmek ne menem bir şeydir kolay kolay hissedemezler.
Kadınlar ise tam tersine, isim göçebesidir. Bugün burada yarın başka bir isim havzasında. Ömrü hayatlarının farklı aşamalarında farklı şekillerde form doldurmaya, hitap edilmeye, pasaport çıkarmaya, imza atmaya alışkın...
...