Külden Kar Tanesi
"Kaç gece sığardı bir ömre? Bir insan ömrüne kaç beden sığdırır? Bir insan ömrüne kaç ölüm sığdırır?"
Laren Glory... Yıllar önce bir adam ailesini elinden alıp onu bu dünyada tek başına bırakmıştı. İçinde sadece öfke, nefret ve intikam vardı artık bu askerin. Hasret'ten ona hiçbir şey kalmamıştı. O kadar zıt bir karakter yaratmıştı kendine. Akademinin gözü kara ve en iyi askerlerinden biriydi. Fakat akademideki o ölüm bütün dengeleri değiştirmiş ve o hiç beklemediği adam bir anda akademinin başına geçmişti.
Toprak Ilgaz Soydere... Hayatını mahveden, sevdiklerini elinden alan o adam artık patronuydu. İçinde yanan bu ateş ikisini de bir savaşa sürükleyecekti. Ama o okyanuslar ona her değdiğinde hissettiği bu şey de neyin nesiydi? Onlar iki düşmandı... Peki neden birbilerine bu şekilde çekiliyorlardı? Peki Laren hem bu duygularla, hem ihanetlerle hem de intikamıyla aynı anda baş edebilecek miydi?
İntikam, hırs, aşk, öfke ve küllerinden yeniden doğuş... Savaşın ortasında iki kalp ve oyunun içinde oyun... Kitap o kadar akıcı ki o sona nasıl geldik anlayamadım. Ve o öyle bir son ki ikinci kitapta bizi neler bekliyor aşırı merak ediyorum.
Soğuk bir savaştı bu, bir o kadar büyük bir çelişkiydi. Birbirini öldürmeye çalışan iki kişinin birbirine çekilmesiydi.
İnsan yalnızlığı yüzünden ruhundan parça parça azalmaya başladığında, önüne kimin çıktığının da bir önemi kalmıyordu.
Belki de yarayı iyileştiren, yara bandı değildir de yarayı saran parmaklardır kim bilir.