1990 yılının başlarında Zonguldak’ta dünyaya geldi. Dünyaya gelişine hiçbir zaman bir değer atfetmedi. O da hepimiz gibi biraz zaman geçirmek için buralardaydı.
1996’da TED Zonguldak Koleji’ne girdi. Burada 8 yıl eğitim gördü.
2004’te Zonguldak Atatürk Anadolu Lisesi’ni kazandı ve liseyi ancak 5 senede bitirebildi.
2009 yılında Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nü kazandı.
2011 yılında Felsefe bölümünde Çift Anadal yapmaya başladı.
2012’nin Nisan ayında, yazdığı blog Okan Bayülgen tarafından keşfedildi ve Bayülgen’in paylaşımları sayesinde günlük ziyaretçi sayısı ortalama 20-30 olan blogu, on binlere ulaştı. (2012 yılı içinde blogu yaklaşık 150.000 kez görüntülendi. 2012’nin en yoğun günü 9.134 hit ile 8 Temmuz oldu ve o günün en popüler yazısı bok. idi)
2012 Mayıs ayında yakın arkadaşları Onurcan Yılmaz, Eren Öztürk ve Levent Kaan Gündoğdu ile birlikte Parrhesia adında, düzensiz aralıklarla yayın yapan bir e-dergi kurdu. (Levent Kaan Gündoğdu, üçüncü sayının ardından ekipten ayrılmıştır.)
Bu topraklarda yaşananlar hep birbirinin aynısı değil mi? Yedi ölümcül günahın her birini yetmiş yedi kez işledikten sonra çıkıp utanmadan yine "Allah da affetsin, millet de affetsin mi," demişti birileri?
...tepeden bakmak değiştirirdi birçok şeyi. Tepeden bakınca her şey farklı görünürdü insanın gözüne. Ne kadar yukarıdan bakarsak o kadar değersizleşirdi aşağıdaki hayatlar. Ne kadar yukarıdan bakarsak o kadar aynılaşırdı çekilen acılar, tüketilen yaşamlar, dertler, sorunlar, sıkıntılar... Ne kadar yukarıdan bakarsak, farklılıklar azalırdı o kadar. Aynılaşırdı her şey. Karıncalaşırdı insanlar ve tepeden bakan için fark etmezdi karıncalaşan insanın, kendisinin kaç katı ağırlığı omuzlarında taşıyor oluşu. Önemsizleşirdi. Tanrı olmak, böyle bir şeydi sanırım. Sonuçta o bize en yukarıdan, en yüksekten bakandı. Yükseğin kendisiydi Tanrı. Onun gözünde hepimiz aynıydık. Hepimiz bu koskoca evrendeki değersiz toz parçacıkları...