MAVİ/ FEZILE OLKANLI
Merhaba,
Kitabı elime aldığımda ilk dikkatimi çeken, o puslu ve fırtınalı atmosfer oldu. Siyah bir uçurumun kenarında, birbirine sığınmış iki kişi... Kadının rüzgarda savrulan kırmızı elbisesi, hüzünlü bir maviliğin ortasında adeta bir isyan bayrağı gibi duruyor.
“Her sayfasında biraz daha derinleşen, mavinin her tonuna bürünen bir yolculuk...” Bu cümle, kitabın özeti aslında. Yazar, kelimeleri öyle bir ustalıkla kullanmış ki; karakterlerin duygularını hissettiriyoruz adeta.
Kitap, bizi sadece bir olay örgüsünün içine bırakmıyor; bizi adeta duygusal bir labirentin ortasına, sisli bir sabaha uyandırıyor. Hikâyenin gidişatı, bir nehrin denize dökülme çabası gibi; bazen hırçın, bazen sığ ama her zaman derin.
Livia ; Onu kan içinde can çekişirken buluyoruz. Daha sonra geçmişe götürüyor bizi.
Bir sene içinde kalp krizinden ölen üç kadın...Nila, Safir, Deniz...
Onu büyüten babaannesinin ölümüyle depresyona giren gazeteci Mert....
Bir de Umut var onun kurgudaki rolü de sürpriz olsun.
Karakterlerin omuzlarındaki görünmez yükler, geçmişin tozlu raflarından sızan sırlar ...Söylenmemiş sözler, birer birer gün yüzüne çıkarken, sadakat, fedakârlık ve bencillik arasındaki o ince çizgi bulanıklaşıyor...
Kısacası; Mavi, sadece bir aşk romanı değil, fırtınalı bir ruh halinin kağıda dökülmüş hali. Livia ve Umut’un merkezinde olduğu bu hikâyede; geçmişin gölgeleriyle yüzleşen karakterlerin, hüzün ile umut arasında mekik dokuyan yolculuğuna tanık oluyoruz. Yeni kitaplarda buluşmak üzere.
“İnsanlar nasıl hissederlerse hissetsinler fotoğrafları çekilirken gülümserlerdi zaten. Mutsuz, umutsuz, kederli veya öfkeli hissetmek ayıpmış, hatta bir çeşit suçmuş ve başkalarına göstereceğimiz yüzü her zaman sabit bir gülümsemeyle aydınlatmak zorundaymışız gibi… Sosyal