“Düşünsene yolda bir kaza görünce ne tepki veriyor insanlar? Hemen 'Aman Allah korusun’ derler. İnanabiliyor musun! İlk tepkileri kendilerini düşünmek, kurbanları değil. Başkası için dua eden ne kadar az kişi var farkında mısın? İllaki kendilerine. Zaten o kadar çok dua birbirinin kopyası ki. Beni koru, beni kayır, beni yükselt... Her şey ben. Onlara sorsan 'dindarlık’ derler adına, bense 'kılık değiştirmiş bencillik’ diyorum.’’
“Atamız olmasaydı Iran gibi olurduk, sakın unutma* derdi Mensur kızına. “Artık ben çember sakal bırakırdım mecburen, bodrumda gizli gizli kendi içkimi üretirdim. Enseme çökerlerdi tabii, yakalayıp meydanda kırbaçlarlardı. Ve sen canım kızım, daha bu yaşta çarşaf giymeye başlardın. Kapkara!*
Fırtınalı bir denizdi bu şehir. Buzdağlan gibi yükse len ve görünenin altında ne sakladığı belli olmayan erkek likler arasında dikkatli ve temkinli gezinmek durumundaydı kadınlar. Eşitlik, lafta bile yoktu, değil hakikatte olsun.
Kadınlardan gözlerini devamlı yere dikmeleri bekleniyor du bu kültürde. Namus mesajları vermek için, mümkün ol duğunca başını öne eğmeliydi cins-i latif. Bu halde insan nasıl araba kullanır, nasıl yolda yürüyebilirdi, o da ayrı konuydu tabii. Şehir hayatının tehlikeleri, özellikle sataşma ve tacizler karşısında insanın sürekli tetikte olması gerekiyordu üstelik. Velhasıl nasıl oluyor da kadınlardan aynı anda hem başlarını öne eğip, hem de gözlerini dört açmaları bekleniyordu, anlayabilmiş değildi Peri.