Hey Faruk, hâlâ Dünya’dayken bir lahmacun yesek mi?
Gülmekten kendimi alamadım. Kim bilir bu kamp bir başlangıçtır. Belki astronot oluruz, belki de Mars’a bir lahmacun dükkanı açarız. Hatta uzaylılara lahmacun yapmayı bile öğretebiliriz.
Bu şehir laubaliliğin, kötülüğün, ikiyüzlülüğün kaynaştığı bir şehir. İyi insanları yok mu? Dolu. Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere? Neredeler?
Kitaplar, bir zaman bana insanları sevmek lazım geldiğini, insanları sevince tabiatın, tabiatı sevince dünyanın sevileceğini, oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmiştiler. Hayır şimdi insanları kitapların öğrettiği şekilde sevmiyorum.