Her şeyi yapacağıma ve yapabileceğime dair kör bir inanç doğmuştu içimde. Bekledim, yakın özgürlüğe seslendim; kendimi yeniden, yeni bir savaşta sınamak istiyordum. Ateşli bir sabırsızlığa yakalanıyordum zaman zaman...
Ve sonunda güçlendim; bekledim, her günü saydım ve daha binlercesi kalmış olsa da, umutla tek tek her günü karşıladım, uğurladım, gömdüm ve ertesi günün beklentisiyle, artık bin değil dokuz yüz doksan dokuz gün kaldı, diye mutlu oldum.
Bu uzun, sıkıcı günlerin yağmurdan sonra çatıdan damla damla düşen su gibi geçtiğini hatırlıyorum. Bir tek tutkulu bir diriliş, yenilenme, yeni bir yaşam arzusunun beni beklemeye ve umut etmeye zorlandığını hatırlıyorum.