SedaNur

Eğer zihninizde bir devrim yapabilirseniz,çevirebilirsiniz zihninizi,diliniz de artık buna alışır,kalbiniz de alışır. İkinci ihtimalin genellikle bizim dışımızda cereyan eden büyük hadiseler için geçerli olduğunu düşünüyorum. Mesela savaşlar,kıtlıklar,tabii afetler tek bir ferdin hatası yüzünden olmaz. Bunlar bizim imtihanımızdır. Yani göçler,yaşadığınız dönemdeki salgın hastalıklar gibi afetler... tabii onlar da insanların hataları yüzündendir ama bir kişinin değil,orada toplumun hatası söz konusudur. Hatta bazen kendi dahlimiz olmayan bir hatanın sonuçlarına da maruz kalmış olabiliriz. Dolayısıyla yine tevbe istiğfara devam etmek gerekir. Çünkü musibet zamanları toplu istiğfar vakitleridir.
Reklam
Cenab-ı Hakk âyette diyor ki: "Lehinize ve aleyhinize olan her ne varsa onları siz kazandınız." Yaşadığımız her olumsuzluğu hemen imtihanla yorumlayabilir miyiz? Başımıza olumsuz bir hadise geldiğinde birinci şık,biz bir hata yapmışızdır, bu hata sebebiyle bunu yaşıyoruzdur. O hatayı bulmaya çalışacağız. Bulursak düzelteceğiz ve tevbe edeceğiz. Bulamazsak yine tevbe edeceğiz. Belki de hatamızı göremedik. O yüzden yaşadığınız olumsuz durumlarda dilinize hemen tevbe istiğfar gelsin. Ayağınızı masanın kenarına çarpmak bile tevbe sebebidir. Acaba ne yaptın? Kimin kalbini kırdın? Kediye pist,tavuğa kışt mı dedin? Kime karşı, nerede bir eksiğin oldu?namaza mı kalkamadın? Besmelesiz yemek mi yedin?
Rabbimizin bizim üzerimizeki gücünü düşünün,bir de bizi seçimlerimizde özgür bırakışını... Allah Teâlâ bize ne kadar değer veriyor,nasıl güveniyor,O'nun nazarında nasıl bir kıymetimiz var ki bütün güç elinde olduğu ve bizi çok önemsediği halde, bize "Sen bilirsin" diyor. Benim Cenab-ı Hakk'a en çok hayran olduğum nokta burasıdır. İnsan bu âlemde yüzükteki değerli taş gibidir. Bütün âlem İnsan için yaratılmıştır. Hedef varlık insandır. Âlemler içinde Allah'ın kendisine muhatap olarak aldığı varlık insandır. Bütün bunlarla birlikte der ki: "Sen bilirsin."
Allah Teâlâ bizi "çaresizce" mecbur tutmaz,sorumlu tutar. Yapmazsan sonunda bu var; yaparsan sonunda şu var,der. Hiçbir şekilde bizi mecbur etmez bununla beraber rahmetiyle kolaylaştırır. Vahiyle açıklar,peygamber göndererek açıklar,bize sürekli olarak izah eder ki en baştan doğruyu yanlışı ayıralım. Mutlaka karşınıza birilerini çıkartır ya birini dinlersiniz ya bir kitap okursunuz ya bir rüya görürsünüz. Her yönden sizi kurtarmaya çalışır ama mecbur etmez.
Peki niçin biz yapamıyoruz,gücümüz birtakım şeylere niçin yetmiyor? Çünkü elimizde bulunan elliye yakın savunma mekanizması,irademiz dışında sürekli çalışarak bizim onu niçin yapmadığımız hakkında bahane üretiyor. Eşlerini bahane edenler var,işlerini bahane edenler var,çevrelerini bahane edenler var. Bahane üretmek her zaman kolaydır. Bir şeyi niçin yapmadığınıza dair bahaneler bulup kendinizi yatıştırdığınızda çevrenizde hayra,iyiliğe doğru bir dönüşüm başlatma,bir iyiliğe dönüşüm odağı olma imkanını da kaybetmiş olursunuz. Çünkü o zaman siz çevrenize dönüşmüş olursunuz.
Reklam