Fakat O'nun hayatı,eseri,ülkesindeki batıl inançlara karşı kahramanca mücadelesi,putperestlerin öfkesi karşısındaki gözü pekliği,onlara Mekke'de 13 yıl boyunca dayanmakta gösterdiği sebatı,toplumda infial uyandıran görevinde ısrar etmesi ve neredeyse hemşehrileri tarafından öldürülecek noktaya gelmesi ve nihayet hicret edişi,insanlara sürekli olarak öğüt ve nasihatlerde bulunması,benzersiz savaşları,başarılara olan güveni,terslikler ve sıkıntılar karşısında bile kendisine olan güveni,zaferde âlicenaplığı,asla baskıcı olmayan düşünce yapısı,sonsuz duası,Allah'la yaptığı gizemli konuşmaları,vefatı ve kabre konulduktan sonra gerçekleşen zaferi,ortada sahtekârlıktan ziyade mutlak bir inancın olduğunu kanıtlamaktadır. Ona bir dogma (düşünce sistemi) kurma kudretini işte bu inanç vermiştir. Bu dogma iki yönlü idi: Allah'ın birliği ve Allah'ın maddi bir varlık olmaktan uzak oluşu; biri Allah'ın ne olduğunu,diğeri ne olmadığını söylüyordu: birisi kılıçla sahte ilahları deviriyor,diğeri ise söz sayesinde bir düşünceyi başlatıyordu.