SedaNur

Dört asıl sanatın en şereflisi de insanları birbirleriyle kaynaştırmak ve aralarını düzeltmek demek olan siyasettir. Bunun için bu siyaset sanatı,diğer sanatların gerektirmediği kemâli (olgunluğu) gerektirir. Bundan dolayı kim bu sanatı üstlenirse diğer sanatlara yardım ve hükmeder. Adı geçen bu siyasetle insanları dünya ve ahirette kurtaracak sırât-ı müstakîme ileterek ıslah etmeyi kastediyorum.
Reklam
Kul da Allah'a ancak ilim sıfatıyla yakın olur. Kulun ilmi mükemmel olmaya ve artmaya devam ettikçe Allah'a daha fazla yaklaşır,meleklere daha çok benzer. Şüphesi fazla sürat,at için bir mükemmellik olduğu halde insan olması itibariyle kişi için bir olgunluk değildir. Halbuki ilim hem insanlar hem de bütün hayvanlar (canlılar) için bir üstünlüktür. Öyle ki atın zeki olanı geri zekâlılarından daha iyidir. Hatta Moğolların ve Arapların anlayışça kıt olanları bile tecrübeleri sayesinde, ilmi meziyetlerini hissettiklerinden dolayı,yaşlılarına doğal olarak saygı gösterirlerdi.
Şüphesiz ki Allah Teâlâ,ilmi ile âmil olan ve insanlara yol gösteren kimseye en şerefli makamda en büyük lakapla özel bir yer vermiştir. Hazreti İsa şöyle demiştir: "Kim öğrenir,öğrendiğiyle amel eder ve öğretirse göğün melekûtunda (hükümranlığında) 'azîm (büyük)' diye çağrılır." Artık bu,saygı ve tazimin son sınırıdır.
Kıyamet gününde âbidler (ibadet edenler) ve mücahitlere (Allah yolunda savaşanlara) cennete girin denilecektir. Bunun üzerine âlimler şöyle diyecekler: "âbidler ve Mücahitler bizim ilmimiz sayesinde ibadet edip cihâd etmişlerdir" Allah Teâlâ âlimlere, 'Sizler benim nezdimde bazı Meleklerim gibisiniz. Şefaat ediniz, şefaatiniz kabul edilecektir' buyuracak ve âlimler de önce şefaat edecek sonra cennete gireceklerdir.