Anladığım kadarıyla bir bölgenin fakihine tuhaf olaylar peyder pey arz ediliyor o da bu konuları açıklayıp hükmünü veriyordu. Bu tuhaf olaylar nesiller geçtikçe birikip bir kitap içerisinde toplanıyordu. Okuyanlar ise uzun zamanda toplanmış bu garip bir defada ve kısa bir zaman içinde karşılaşmış oluyordu. Geçen zaman ve nesillerin farkına varamıyordu. Böyle olunca her zaman karşılaşılmayan bu olayları makul bulmayıp mümkün olamayacağına kanaat getiriyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yanındaki ilim adamları Ebu Hanife ile ihtilaf ettiler ve o hayattayken de hiç sıkıntı duymadan bu ihtilaflarını yazıya geçtiler. Çünkü Allah'ın dininde en doğrusunu elde etmek için çalışılmalıdır. İşte bu yüzden taassup,hizipçilik ya da bir mezhepte tutuculuk ederek onun dışına hiç çıkmamak insanın kişisel eksikliğinden kaynaklanır. Halbuki insan o mezhebin dışına çıkabilmeli,müsamahakâr,geniş görüşlü ve hoş görülü olabilmelidir.
Herhangi bir mezhebe ittiba etmek,kitaba ve sünnete ittiba etmek demektir. İçtihad da zannîdir. Bu yüzden insanın şu ya da bu âlimin içtihadını benimsemesi caizdir. Taassup ve hizipçilik ise ne İslâm'ın ne Müslümanların ne de fıkhın ilkelerindendir.