“Bazen olmaz. Üzülme. Doğan yeni bir ihtimale çevir yüzünü…
Çok çok içten bir kitap okudum, evet muhteşem bir edebi eser değildi belki ama benim için sıcaktı, samimiydi, çocukluğumdu sanki. Tayin olan bir babayla sürüklenişimin satırları, kendi göçmenliğimin haykırışlarıydı.
“Göçmen olmayı üzücü bulmuyorum. Doğduğun yerde kalamamayı, kaldığın yerde mutlu olamamayı üzücü buluyorum.”
Göçmen olmak deyince illa vatanı terketmek gelmesin bence akıllara… Ben de yıllardır göçmenim. Ne kendimi ait hissedebildiğim bir mahallem, ne kopamadığım çocukluk arkadaşlarım ne de yıllarca oturduğum bir evim oldu benim.
Doğduğum ve doyduğum hiçbir yerde uzun uzun kalamadım. Kimi yerlerden ayrılırken gözyaşlarımı tutamadım, kimi yerden ayrılırken ardıma bile bakmadım…
“Ben hep vardım senin için. Koşmasan, aramasan da hep bıraktığın yerdeyim. Tıpkı bu öyküdeki gibi, sen ne zaman dünyaya ölü balık gibi baksan, seni denize atar, suya kavuşturmayı bir ödev sayardım.”