Ölümüne dek geçen zamanın tamamını, oturduğu evin içerisinde geçirmiştir. Kendini kitap okumaya, davet'in kelâmını yazıya dökmeye, hükümranlığının meselelerini idare etmeye vermiş ve tüm bunları yaparken dünyevî zevklerden elini eteğini çekmiş, yiyip içmekten sakınarak takva ehli bir ömür sürmüştür.
Doğduğum bölgenin trajedilerinin nasıl bulaşıcı olduklarını, bölgemdeki ahlaki ve siyasi gerilemenin tüm gezegene nasıl bir şiddetle yayılacağını o sırada tabii ki tahmin edemezdim.
Fay kırığının tam kenarında doğduğumdan, dev adımlarla dipsiz uçuruma yaklaşıldığını hissetmek için ileri görüşlülük meziyetine ihtiyacım yoktu. Gözlerimi açık tutmam ve çatırtılara kulak vermem yeterliydi.