Schopenhaur’ın tutkulu aşkı, insanı kör eden güneş ışığıyla kıyasladığı bir lafı vardır. Yaşamın ileriki yıllarında bu ışık azalınca onun yüzünden daha önce göremediğimiz muhteşem bir yıldızlı gökyüzü belirmeye başlar. Dolayısıyla benim için de gençliğe özgü, bazen zalimce olabilen tutkularımın sönüp gitmesi daha önce göz ardı ettiğim yıldızlı gökyüzünün pek çok diğer mucizesinin kıymetini anlamamı sağladı. Seksenli yaşlarımın içindeyim ve size inanamayacağınız bir şey söyleyeceğim: İlk defa kendimle bu kadar barışığım. Biliyorum, varoluşum sona ermek üzere ama bu son başından beri orada duruyordu zaten. Şimdi, eskisinden farklı olarak saf bir farkındalığın keyfini sürüyorum. Ne şanslıyım ki bunu hayatımın neredeyse tamamında yanımda olan eşimle de paylaşabiliyorum.
- Yargılamakta, kınamakta, ayıplamakta acele etmeyin! Bu en kolay yoldur; kendinizi bu tür kolaycılıklara kapılmaktan alıkoyun. Her şeye sakin, soğukkanlı bir şekilde bakın ve bu sırada yalnız bir şey düşünün: Her şey geçer, her şey iyiye doğru değişir. Ha, bu uzun mu sürer? Daha iyi ya, ne kadar uzun sürerse değişim o kadar sağlam olur! Her şeyi izleyin, inceleyin, yoklayın... Korkusuz olun... Ama yargılamada acele etmeyin.