Seksen yaşında evlenmiş. İnsana bir gülmek geliyor ama gülmemek lazım. ‘İnsan bir hayat arkadaşı arıyor kızım, ne edeceksin’ dedi teyze. Arıyor ya aramaz mı? Yalnızlık zor bir şey. Huzurevinde de olsa eşini bulmak istiyor. Gençler bizi hemen bir kenara itiveriyorlar ama bilseler ki ne kadar yaşlanırsan yaşlan sen de herkes gibi yaşamak istiyorsun. Ancak mezarda bitiyor hayat. Mezara girmedikçe, göğsünün altındaki kalp attıkça sen de istiyorsun hayattan payını…
Zavallı halk! Hem acı çeken, hem çektiren, hem soyguna izin veren, hem de soygunu yapanın ta kendisi halk! Amerikayı keşfetti insanlık, yağmaladı, yine de fakir kaldı. Tanrı sevgisi uğruna gösterişli tapınaklar inşa ettiler, tapınakların önündeki meydanlarda binlerce insanı yaktılar. Tanrı’ya duydukları sevgi adına öldürdüler. Bazıları da Tanrı sevgisi adına öldü.
Sanki babam bana huy olarak son derece vahşi,karanlık, adam edilmesi imkansız bir at vermişti. Annem ise o atı yumuşatmayı, sevgi ve disiplin ile adam etmeyi öğretti.
Kendi üzgünlüğüme karşılık onda hiçbir üzgünlük bulamıyordum. Aramızdan kara kedi geçmesi onu hiç tasalandırmıyor, eski halimize dönmek için hiçbir özlem duymuyordu.