"Bu insanlara gelince, Tanrı aşkına, bırak da canları kimi isterse ona oy versinler; zaten onlar hiçbir şeyi hak etmiyorlar. Kendi seçtikleri kırbaçlarla dövülüyorlar; eğer elimde olsaydı onların üstüne akrepleri de salardım. Onlar için varolan sistem sıkıcı çalıșmalar, yarı aç yarı tok yaşamak, paçavralara bürünmek ve vaktinden önce ölmek demek; yine de onlar bu sistem için oy veriyor ve onu ayakta tutuyorlar. Bırak da uğruna oy kullandıkları sistemde yaşasınlar! Çalışmaktan canları çıksın; açlıktan gebersinler!"
"Yoksulluklarının nedenini bilmiyorlardı, bilmek istemiyorlardı ve bu kendilerine söylenince de dinlemiyorlardı.
Tek istedikleri, kendi hallerine bırakılmak ve saflıklarından faydalanarak emeklerinin semeresini onlardan çalanlara, eski liderlerine, onları sözcüklerle besleyen sahtekârlara ya da budalalara, sürüklendikleri sefaletten sorumlu olan ve buna rağmen büyük bir hoşnutlukla onlar için alın teri dökerek servetler yaratmaya devam ettikleri efendilerine tapmaya ve onların peșinden gitmeye devam etmelerine, bu efendiler onları çalıştırmayı kazançlı bulmadığı zaman açlıktan ölmelerine karışılmamasıydı. Onlar, vahși bir kurt sürüsünün koruyuculuğuna sığınan budala koyunlar gibiydiler."