“İlk defa suçlu hissettim kendimi;dünyanın en güzel kalbini en derinden yaralamıştım ve o karanlık pişmanlık dönemi,insana can veren aşkın da yokluğunda son derece acıydı,hatta dayanılmazdı.”
Dünyayı daha iyi tanıdıkça,hoşnutsuzluğum artıyor ve her geçen gün,insan karakterinin kararsızlığına ve insanların görüşlerine ne kadar az bel bağlanabileceğine olan inancımı doğruluyor.
Bazen ne kadar mücadele edersen et,maalesef emeğinin karşılığını alamazsın.Ama aradan hatrı sayılır bir süre geçtiğinde rüzgarın yönü değişir.Hüznün dağılıp gider,acın diner,bütün kırıkların iyileşir.İşte o zaman rahat bir vicdan kalır geriye.
Kadın öyle değerli ki
Ona her çizgisiyle,
Dalgaların kıyı izi
Gibi yakın denize
Nasıl fırtınadan sonra
Sazları basarsa su,
Adamın çöker ruhuna
O çizgi,o görüntü.