Nora, herkes gibi kendi hayatının kusurlarıyla, yaşanmazlıklarıyla ve şanssızlıklarıyla; üst üste gelen olumsuz olayların arasında boğuşurken insanın bazen verdiği kararları sorgulayıp “Acaba diğer türlü yapsaydım nasıl olurdu?” sorusunu kendine sorduğunu düşünüyorum. İnsan, bulunduğu yerden ziyade olmak istediği, yaşamayı hayal ettiği başka bir yerde ve başka bir anda daha mutlu olacağını düşünür; keşkeler ve pişmanlıklar içinde yaşar.
Kitap da aslında bu soru üzerinden ilerliyor. Nora’nın sorduğu sorular ve deneyimlediği diğer hayatların sonunda yine kendi kök hayatına dönmesiyle değişen tek şeyin bakış açısı olduğu görülüyor. Kır düğünü yapacağı gün yağan yağmuru bir felaket olarak görürken, aynı yağmuru camından izleyen huzur dolu bir insan için o an mutluluk kaynağı olabiliyor. Yani olay aynı olsa da hissediliş biçimi farklı oluyor.
Kitap oldukça akıcı okunuyor ve bu konuda düşündürmesi açısından bence başarılıydı. Tavsiye ederim.