Sınavların insanın mücadele azmini kamçıladığını, kovuşturmanın çelikleştirdiğini ve eğer insanı tamamen darmaduman etmediyse yalnızlığın da güçlendirdiğini o zamanlar bilmiyordum henüz; bunları anlayabilmem için birkaç yıl geçmesi gerekecekti. Bu dersleri insan, yaşama ait önemli her şey gibi, başkalarının deneyimlerinden değil, her zaman kendi yazgısından çıkartıyor.
Sayfa 330 - İletişim yayınları - Stefan Zweig·Kitabı okudu
Yaygın tanınmışlığın her biçimi aslında insanın doğal dengesinin bozulması anlamına gelir. Normal durumda bir insanın taşıdığı ad, puro etiketinden farksızdır: Bir çeşit hüviyet çeşidi gibidir, gerçek özneyle, asıl benle ilintisi zayıftır. Ancak ad, başarı halinde büyür, hacmi genişler ve bir süre sonra tek başına bir güç, bir otorite, bir varlık haline gelip metaya, sermayeye dönüşürken, onu taşıyan insanı etkilemeye, üzerinde hâkimiyet kurmaya, değiştirmeye başlar. Bu durumda huzurlu olan ve belirli bir özgüvene sahip insanlar, farkına varmasalar da başarıyı benimser, kendilerini onunla özdeşleştirebilir. Herhangi bir unvan, koltuk yada nişan, hatta adlarının duyulmuş olması bile yüksek bir güvenlik duygusu, özgüvenin artmasını sağlar ve artık toplumda, ülkede ve dönemlerinde kendilerinin özel bir konum ve misyona sahip oldukları kanaatine varıp, benliklerini nesnel başarılarının hacmine eriştirme çabasına kapılınca da ister istemez böbürlenirler.
Sayfa 311 - İletişim yayınları - Stefan Zweig·Kitabı okudu