Eyyy Victor Hugo! Kaldır başını da şu edebiyat öğretmenlerinin haline bak, asıl sefiller kimmiş gör 😁
1000Kitap
Eğer ruhumuz karanlıkta kalırsa, günahlar çıkar ortaya. Suçlu günahı işleyen değil, suçlu karanlığı getirenler. Sefiller
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır. En mükemmel adalet ise vicdandır. " Sefiller // Victor Hugo
Vah bize... biz gidi sefiller ...
Dostoyevski'nin Suç ve Ceza kitabın da insanlığın yüzüne tuttuğu en sert ayna şudur: İnsan, yalnızca aç kaldığında değil; görülmediğinde, yok sayıldığında da yavaş yavaş ölür. Yoksulluk ağır bir kıştır; bir lokma ekmek, uzanan bir el insanı yeniden hayata bağlayabilir. Ama sefalet bambaşka bir şeydir. Sefalet, insanın toplumun ortasında yaşarken bile görünmez hâle gelmesidir. Kimsenin sesini duymadığı, acısını fark etmediği bir yalnızlıktır. Çünkü yoksulun bedeni üşür, sefilin ise ruhu... İnsanlığın en acı çelişkilerinden biri de budur: Muhtaç olana merhamet gösterilir, fakat ihtiyaç derinleşip göz ardı edilemeyecek bir hâl aldığında aynı insan dışlanır. Sefil kişi artık bir birey değil, kalabalığın içinde fazlalık sayılan bir gölgeye dönüşür. Dostoyevski'nin yüzyıllar önce işaret ettiği bu yara hâlâ kapanmış değildir. Belki de bugün daha derindir. Çünkü artık görünmezliği sıradanlaştırdık; insanların sessiz çöküşlerine alıştık. Sefalet, yalnızca ekonomik bir çıkmaz değil, modern dünyanın birçok insanın üzerine yapıştırdığı ağır bir kimlik hâline geldi. Ve hâlâ kulaklarımızda yankılanan o acı söz: Vah bize... Vah biz gidi sefiller..
İnsan ve Hayat
Tanrı, hiç bir çocuğu kötü olsun diye yaratmaz! Onu kötü yapan, kötü eğitimdir!..Kötü anne-baba, kötü çevre, kötü yönetim balçık gibidir, zavallı yavruları da çekip yutar. Sefiller, Victor Hugo
Alıntı
Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’da insanlığın yüzüne çarptığı o kör edici hakikat şudur: İnsan aç kaldığında değil, görünmez kılındığında yok olur. Yoksulluk bir kış ayazıdır, elbet bir parça ekmekle ısınabilir insan. Oysa sefalet, toplumun sizi canlı canlı toprağa gömmesidir; bırakın elinizden tutmayı, göz ucuyla bile bakmazlar yüzünüze. Çünkü yoksulun sadece bedeni çıplaktır, sefilin ise ruhu… Toplumun en aşağılık yargısı, muhtaç olana acıyıp, ihtiyacı göze batacak kadar derinleşeni tiksinerek dışlamasıdır. Sefil insan, insanlığın gözünde artık sadece 'gereksiz bir kalabalık'tır. Dostoyevski’nin asırlar önce açtığı bu yara bugün hâlâ kanıyor. Üstelik öyle kanıksadık, öyle sıradanlaştırdık ki bu görünmezliği... Sefillik artık bir çaresizlik değil, modern dünyanın sırtımıza yapıştırdığı bir kimlik. Sahi, ne diyordu o acı çığlık? 'Vah bize… Vah biz gidi sefiller!