Dostoyevski, 24 Mart 1845’te kardeşine yazdığı mektupta “Belki de yazmadığım zamanlarda nasıl vakit geçirdiğini bilmek istersin. Okuyorum. Müthiş fazla okuyorum. Okumanın benim üzerimde tuhaf bir etkisi var. Uzun zaman önce okuduğum bir şeyi baştan sona okuyacağım, yeni güçlerle donatılmış gibiyim. Her şeye dikkat ediyorum, her şeyi açıkça anlıyorum ve kendi eserimi yaratabilecek beceriyi kazanıyorum.”
“Düşmanlarım yüzümde bile kusur buluyor, küçümsüyorlardı beni. Sonunda ben de kendi kendimi küçümsemeye başlamıştım. Kafasız olduğumu söyleye söyleye inandırmışlardı beni buna. Sizse karanlık dünyamı aydınlattınız. Yüreğim de ruhum da aydınlığa, huzura kavuştu. Başkalarından aşağı olmadığımı anladım. Yalnızca göze batan özelliklerim, kibar davranışlarım, yani cilam yoktu, ama insandım gene de, yüreğimle, düşüncelerimle insandım.”
“Sahip olduğu ilham perisi ile çatı ve bodrum katlarında yaşayanlara hayat veren genç şairi tebrik ediyorum. Yaldızlı köşklerde yaşayanlara ‘yoksullar da insan, onlar da kardeşlerimiz’ diye haykırıyor.” Vissarion Belinski