"O küçücük bahçenin bir köşesinde, Feridun'u salıncağının içinde havalanırken, Nihat'ı uzun sandalyesinde yatmış, o bitmez tükenmez gazetelerini okurken görmüştünüz, değil mi? Ben de onların arasında düşünüyordum. Evet, düşünüyordum ki saadet işte emellerini böyle bir bahçenin köşesinde bir salıncakla bir yığın gazetenin arasına koyabilmektir."
"-Küçük hanımefendi, bugün iyi midirler? Küçük hanımefendi parmaklarının ucunu öpmek için bana müsaade verirler mi? Küçük hanımefendi minimini bir tebessümle tuhaflıklarımdan hoşlandıklarını işarete gönül indirirler mi?"
"Onu herkes sever, herkes arardı. Öyle kahkahaları vardı ki en derin kederleri bastırarak yanındakine neşe verirdi; öyle nükteler, sanatçı sözler yağdırır ki bunlar geçtiği yerlere düşüncesinin savrulacak çiçekleri gibi serpilir, toplanır, memleket içinde gezerdi. Bir olay olsa, bir yeni şey işitilse arkasından Behlûl'ün zarif bir sözü, hoş bir şakası anlatılırdı."