Büke 'den Deli İbrahim Divanı kitabını okudum.#birlikteokuyoruz kitap kulübünün Nisan ayı kitabıydı. İnce Memed kadar çok sevdiğim bir kitap oldu. Her zaman her dönemde adaletsizlik,çıkar ilişkisi ve gelir eşitsizliği bitmez mi? Her daim Eczacı Süleyman gibi adamlar hep olmak zorunda mıdır? Keşke her zaman Deli İbrahim gibi kalbi temiz insanlar olsa. Ahmet Büke kitaplarını yazmaya başladığında çok güzel araştırma yapıp öyle yazan bir yazar. Kitap için iyi araştırma yaptığını gözlemliyoruz.
Kitap 50 li yılların İzmir'in bugün Uzun Ada diye bilinen Köstence'de geçiyor. Bu minik kasaba üzerinden bir iktidar, kapitalizm,hırs,yalan, açgözlülük, adaletsizlik öyküsü anlatılıyor. Balıkçı,oğlu Osman,hanımı ve ikiz çocukları ile birlikte yaşam mücadelesi verirken tabi ki açlığın yokluğun sebebiyle yapmaması gereken şeyler yapabilirler. Yasal olmamasına rağmen Yunus avlayıp etinden ve yağından para kazanıyor karınlarını doyuruyorlar . Ama Eczacı Süleyman gibi adamlar fakir ve açlık ile sınanan kişileri ezmeyi ,sömürmeyi çok güzel bir şekilde başarırlar. Bu iktidar sahipleri gözleri dönmüş ise adamda öldürürler, diri diri insanda yakarlar. Ah Osman'ım annesiz babasız kaldı . Dayısı ve Leyla'sına sarıldı. Yıllar yılları kovaladı ve Osman büyüdü, askerden döndükten sonra da Köstence'ye geri dönüp baba ocağını yaşatmak istiyor. Orada yaşam kurabilecek mi Leyla'sını o Deli İbrahim ile yaptığı eve getirecek mi?
"İbram Abi bu hiç bitmeyecek mi?Ben buraya her şeye yeniden başlamak için geldim. İnsanla kavga etmekten bıktım artık. Kuşla ,balıkla yaşamak istiyorum." diyor Osman.
"Ah beyimiz ah! Nerede o ballı börekli hayat? Balık olsan yüzer kaçarsın, leylek olsan uçar gidersin. Sen kızılca Köstence'de yaşayan bir Adem babasın .Doğumun kan, hayatın kan üzere.Var mı öyle rahatlık? Kaldı ki