"Bana ihanet edenleri yok etmek istiyorum! Bana, kudretli Ninibe'ye karşı gelenleri yaratılıştan silmek istiyorum! Eril hükmü parçalayacak, koca bir kıyamet istiyorum! İnsanların sürüklendiği bu keşmekeşe bir son vermek istiyorum! Yeni bir dünya istiyorum! Ey Cinler Sultanı, sana yuva veren Çölün Hanımı'na yardım edecek misin?"
Yeryüzünde insanların kurduğu hi yerarşi, onların hiyerarşisinin bir yansımasıydı. Güçlü olan, güçsüzü ezerdi. Her bedende erkekler daima üstün görünüp, kadınlara boyun eğdirmek isterlerdi. Ninibe de Ra'ya ilk başkaldıran değildi ama karşısında sinmeyen ilk ilahi, ilk kadındı.
"Sadece içeri fırlatacağım. Basit bir görev işte. Sonra her şey bitecek. Tanrıçanın aslında ne olduğunu göreceğim. Peki ya içeriden bir şey çıkıp bana saldırırsa? Hepsi saçımı pembeye boyadığım için oluyor, değil mi? Bir kerecik çıkıntılık yapayım dedim diye cezalandırılıyorum. Şimdi de salakça bir maceranın salak seçilmişi olmak zorundayım, öyle mi? Bu hiç adil değil. Benim kaderimde basit bir yaşam sürmek yazıyordu, iblislerin ayak işlerini yapmak nereden çıktı!"
"Bir insana göre anlama kabiliyetin müthiş, hoşuma gitti,artık kafamı topladığıma göre o lanet karıyı öldürüp saçma tantanasını sona erdireceğim. On beş yılda bir türümün kafayı sıyırıp birbirlerini öldürmesine neden oluyor. Çok uzun zamandır onu büyüsünün insafına kalmış durumdayız ve artık ona bunun bedelini ödetmenin zamanı geldi."