Bazı şeyler var ki, insan hiçbir zaman onlardan tam anlamıyla kaçamazdı. Gerçekten. Belki de bu yüzden, herkes geçmişi geride bırakırken annem hala o günlerde takılı kalmıştı.
Dürüst olmak gerekirse, insanların balık gözü yediğini iki hafta öncesine kadar bilmiyordum. Bunu ilk gördüğümde aklıma gelen tek şey, babamın evi terk etmesinden sonra annemin aklını kaçırdığıydı.
𝗞𝗼𝗻𝘀𝘁𝗮𝗻𝘁𝗶𝗻𝗶𝘆𝘆𝗲'𝗻𝗶𝗻 𝗚𝗼̈𝗸𝘆𝘂̈𝘇𝘂̈
Herkese Merhabalar...
Sizlere harika bir kitap ile geldim.
Öyle güzel ve duru ve de donanımlı bir anlatımı vardı ki bayıldım.
Kitabımız epey kalın olmasına rağmen hiç sıkmadan, tekrara düşmeden, her sayfaya ve bölümde de katlayarak yazılmış.
Bu da sizi daha fazla hikayenin içinde tutuyor.
O bilgi denizinde de adeta yüzüyorsunuz.
Çünkü araştırmalar yapılıp, emek emek yazıldığı o kadar belli oluyor ki okuyan hemen fark eder.
Tarih seviyorsanız ama sıkılmadan okumak istiyorum diyorsanız bu kitap tam size göre!
Eee işin içine aşk da dahil olunca tadından yenmez dememek de elde değil.
Şimdi bu kitap bir film olsa ne güzel olur.
Öyle de ekrana kilitler dedirtiyor.
Ama tabi ki okuması daha keyifli
İyi ki okudum dediğim bir kitap oldu.
Leyla ve Selim
Leyla işinde uzman ve aşk ile yapan bir küratördür.
Son çalışması ise Tekfur Sarayı'nda olacaktır.
Burada muazzam bir sergi yapılacaktır.
Son anda çıkan aksaklık ile bir parça iptal olunca nişanlısı Serhat'ın yardımı ile yerine yenisi bulunur.
(Bu arada Leyla aşka inanmayan, kalbi değil aklı ile hareket eden bir kadındır. Nişanlısını ise işi, mevki ve genleri dolayısı ile seçmiştir.)
Beklenen gün gelip sergi gerçekleştiğinde ise her şey olağan görünür.
Hatta bir tablo için hikayesini görenin yazacağı fikri çok beğenilir.
Leyla Serhat'ın dahil ettiği o parçayı, o tabloyu görür görmez içinde ve ruhunda bastıramadığı duygular uyanır.
Bu o kadar güçlü bir bağdır ki o da anlayamaz.
Ona dokunduğunda ise hayatının değişeceği an başlar.
Gecenin sonunda yalnız kalma isteği ile nişanlısından ayrılır ve sergiyi en son terk eden olmak ister.
Aniden gözleri kararıp bayılır...