𝙰𝚜̧𝚔 𝙼ı 𝙱𝚞 𝙳𝚞̈𝚗𝚢𝚊𝚍𝚊?
Herkese Merhabalar...
Sizlere yepyeni bir kitap ile geldim.
Kapağı ve ismi ile direk beni kendine çeken bir kitap oldu.
Sizce de öyle değil mi gel beni oku demiyor mu?
Yazarımızın ilk kitabıymış.
Kendine has bir anlatım tarzı vardı.
İlk başlarda bira alışmam gerekti.
Biraz da hızlı bir akışı olduğunu söylemek isterim.
Genel itibari ile ise hızlı okunan bir okuma sunuyor.
Gençlik işin içinde olunca tabi bir de aşk olunca
Kitap bizi üniversite yıllarına götürüyor.
Arkadaş ortamına, kalp sancılarının olduğu o yıllara.
Bol diyaloglu, bol şarkılı ve yerinde karakterleri ile başlar başlamaz bitirilecek bir kitap sizi bekliyor.
Yazarımızın yeni kitaplarını da merakla bekliyor olacağım zira anlatım ve o işlenmiş detayları çokça sevdim.
Ayrıca her yaşa hitap edecek güzel de bir kurgu sunmuş.
Papatya ve Toprak
İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyan Papatya kitaplara ve aşka aşık olan bir genç kadındır.
Altı kız arkadaşı ile aynı evde kalır.
En yakın arkadaşı olan Çınar'a duyguları farklılaşınca açılır ama aynı dönüşü alamayınca yıkılır ve bir çöküş yaşar.
Aynı zamanda o samimi arkadaşlığı da bozulur.
Bir cafede tanıştığı Toprak ile yeni bir arkadaşlığı gelişir.
Buluşmalar, yazışmalar ve vakit geçirmeler derken ona karşı da farklı duygular hissetmeye başlar.
Ahh Papatyam.
Duygularını kendi kabullenmesi biraz zaman alsa da kabullendikten sonra Tolga anlayarak uzaklaşmaya başlar ve bu onu daha da üzer.
Toprak geçmişten aldığı yaralar ile uzak durur.
Tolga'nın sebepsiz bu tavrina kızarken kitabın sonunda onun ağzından yazılmış bölüm okuyunca da tabi ona da hak verdik.
Kalbimde bir yük vardı. Toprak'ı özlemiştim. Çocuğu göresim geliyordu sürekli. Kalbim... Değil onun adı geçince, o aklıma gelince bile kıpırtılar oluşuyordu. Artık kalbime yabancıydım. Neden böyle hissettiğimi bile anlamıyordum.
Bunu unutmayın kızlar: Bir erkek yükselenini biliyorsa, ya fala ve burçlara aşırı ilgilidir ve bunu belli eder ya da bir kız sormuştur. Ve eğer ikinci ihtimalse, genelde erkeğimizin kalbi zaten kırıktır.
𝐄𝐌𝐀𝐍𝐄𝐓 𝐆𝐄𝐋𝐈̇𝐍 ~𝐡𝐮̈𝐤𝐦𝘂̈𝗻 𝗮𝘇𝗮𝗯ı~
Herkese Merhabalar...
Sizlere harika bir kitap ile geldim.
Zaten töre işlenen doğu hikayesi olunca Şahnaza Muzaffer kalemini tek geçeriz der olduk ve demeye de devam ediyoruz.
Kalemi öyle akıcı ve öyle güzel ki her duyguyu hissettiriyor.
Tabi olmaz olsun böyle töre demiyor muyuz diyoruz.
Fakat gerçekler de ortada bunları yaşayanlar var biz ne kadar olmaz olsun desek de.
Ama yazarın anlatımı olay kurgusu ve karakterleri ile bir parça daha anlamaya yakın oluyoruz.
Sonları zaten bizi mutlu ediyor bir okuyucu daha ne ister ki.
Bu seri de çok güzeldi.
İyi ki okudum dedim mi evet.
Berçem düğün günü eşini kaybedip bir yıl sonra kayınbiraderi Barzan ile evlilik hükmü verilen gelin.
Onların hikâyesi çok zorlu başladı ama zorlukları da bir bir aştılar.
Zira kalplerinde yeşeren tohum büyüyüp koca bir ağaç oldu.
Güzelleşen sevgileri de tohum verdi ve bu kitapta o koşturma arasında varis haberi geldi.
Bu kitapta daha çok Miran ve Helin Geşa vardı.
Onlar kan davası bitsin diye evliliğe hükmü verilen çiftlerden biridir.
Miran sevdiği kadın Berçem uğruna dostum dediği adama kıyan adam.
Tabi gerçekler ve perde aramasını da bu kitapta bulacaksınız.
Helin Geşa ise teyzesinin kızıdır.
Miran'ın hakkından yalnızca onun gelebileceği düşünülür ki haksız da değillerdir.
İstenmeyen gelin de olur teyzesi bir türlü onu sevemez aynı zamanda da istemeyen eş, canına okunacak eş ilan edilir.
Sanki hükme karşı gelme şansı varmış gibi.
Dik duruşu, sivri dili, kararlılığı, inadı ile yapamayacağı şey yoktur.
Buna yeni kocasının metresini bulup dövmek de dahil.
Onlar için zor bir sınav olacak ama mutluluk da adım adım gelecek.
Diğer bir çift ise Alaz ve Afran.
Barzan'ın kız kardeşi ile Berçem'in dayısı.
Ahh ama onlar bir güzel aşka kavuştu bu kavuşmayı bekleyenlerden oldu ki