O gecelerden sonra ruhumdan, aklımdan, kalbimden geriye kalanlarla idare etmeye çalıştığımı anlayan bazı okurlarımın kaşlarını çatarak kederlendiğini görüyor gibi oluyorum. Sabırlı okur, anlayışlı okur, duyarlı okur, ağla benim halime, ağlayabilirsen eğer, ama gözyaşı döktüğün kişinin de bir katil olduğunu sakın unutma.
Uzaklardaki, belirsiz yerlerdeki büyük düşüncelere, bu düşüncelere kanıp hayatı kaymış kişilere, kendi saplantılarını dünyaya yansıtmaya çalışan saygıdeğer ve tutkulu budalalara, fedakârlıklarıyla bizi üzmeye çalışanlara, oradaki erişilmez ve iddialı hayatın çağrısına biz ikimiz, bu odanın içinde birbirimize sarılarak sırt dönmeliydik.
İnsanlar düşünürlerse eğer, başkalarından duydukları, ama kendilerinin sandıkları zavallı birkaç düşünce vardır akıllarında, doğaya bakıp keşfettileri şeyler değil. Hepsi zayıftır, siliktir, kırılgandır.
Gece ay ışığında, zaman nedir, diye bize sorulduğunda, hayat nedir, keder nedir, kader nedir, acı nedir diye sorulduğunda, bir zamanlar yüreğimizle bildiğimiz bütün cevapları, imtihan gecesini uykusuz geçiren ezberci öğrenci gibi birbirine karıştırdık.