Kitap üç bölümden oluşuyor. Üç bölümün üçüde alakalı ama bir o kadar da farklı. Betimlemeleri de bir o kadar kuvvetli. Kalem memurları bu üç hikayenin de ağır basan tarafı olmuştu sanki. Kitaba genel olarak baktığımızda adının, ironi değil gerçekten de bir delinin hatıra defteri olduğu kanısına ulaşabilirsiniz.
“...Oturdum ve ağladım. Efsaneye göre, bu ırmağın sularına düşen her şey, yapraklar, böcekler, kuştüyleri, bunların hepsi ırmağın yatağında taşa dönüşürmüş. Ah! Yüreğimi bağrımdan söküp, akıp giden sulara atabilmek için neler vermezdim... Hiç acım kalmazdı o zaman, hiç pişmanlık kalmazdı içimde, anılarım olmazdı hiç.”