Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aklında hepsi bir aradaydı, sürekli hayali bir evde, bir yolculuğa çıkıyor ve yanına alacağı bir iki öteberiyi seçiyordu. Oysa belki de gerçekten arzuladığı tek şey o hayali evdi.
Kendi çocukluğunuzla konuşma şansınız olsaydı ona ne sorardınız?
Alex Schulman'ın son romanı olan "17 Haziran" benim yazarla tanışma kitabım. İskandinav edebiyatını genelde kaba bulmuşumdur ta ki Schulman'a kadar... Metne bayıldım.. O kadar çok paylaşıldı ki eminim pek çok kişi konuya hakimdir, ben bilmeyenler için kısaca özetlemek isterim:
Metin ana kahramanımız Vidar'ın bir kolide tesadüfen 1980'lerdeki yazlık evinin numarasını bulmasıyla başlıyor. Öylesine aradığı telefon açılıyor ve karşısındaki ses yıllar önce ölen babasının sesi.. Başta küçük bir heyecan olarak başlayan bu arama, bizi Vidar'ın çocukluğuna götürüyor. 17 Haziran 1986 tarihine... Her aramanın aynı tarihe çıkmasının nedenini Vidar'la birlikte keşfetmeye hazır mısınız?
Kitap o kadar merak uyandırıcıydı ki bir günde bitirdim. Metnin kurgusu zekice inşa edilmiş, ipuçları o kadar ustaca yerleştirilmiş ki hayran olmamak imkansız. Metin bana şunu sordurdu: Ya şu an gayet iyi olduğunu düşündüğünüz çocukluğunuz aslında hiç de öyle değilse? O telefon görüşmesini yapmayı mı tercih edersiniz, yoksa o telefonu kapatır ve olanları unutur muydunuz? Vidar için ikincisi seçenek bile değil.