“Tabii öyle diyeceğim. Karartmış, kapatmışsın gönlünü, sevgi titreşiminde işleyebilir mi o kalp? Mühürlü. Onu yansıtmıyor. Hangi titreşimi yayıyor? Senin düşük hallerinin titreşimini. E, mıknatıs ne yapsın? Yayın ne ise onu çekiyor. Karanlık, karanlığı, acı acıyı çekiyor. O kalbi açacaksın yavrum. Gönlün işlemesi için, açılması lazım, onun içinde önce zihnini kenara alıp dönüşüme geçmen ve olmaya geldiğini olmaya başlaman lazım.”
“Anlıyorum. Ama bir şeye takılıyorum Cemo. Gönlün mıknatısı sevgi ile işler, senin olanı sana getirir diyorsun. Peki neden her zaman öyle olmuyor? Neden gelenler genelde abuk sabuk bizi acıtan şeyler oluyor? Tamam diyeceksin ki senin oluşun yanlış…”