Sanırım hayatımda ilk defa beni bu kadar ağlatan bir roman okudum. Ve en önemlisi bu romanın gerçek olması ve her satırıyla her düşüncesiyle herkesi etkileyecek olması. Romanı okumaya başladığım ilk dönemler çok hızla bitirecek gibiydim ama ortalarında bir duraklama dönemi oluştu ve 23 nisan 2023 de kitabı bir cafe koltuğunda ağlayarak bu harika eseri bitirdim, 4 saat boyunca midemin açlık çığlıklarına hiç aldırmamıştım. Böyle sabırlı ve huzurlu bir aşka tamamiyle şahit olabiliyor olmak herkes gibi beni de çok özel kıldı. Kahramanımız kemal ve füsun. Kemalin füsuna aşılamaz bağlılığı, 9 yıl boyunca her gün onu ziyarete gitmiş olması ve tam birlikte oldukları dönemde kemal bey'in betimlemeleriyle füsunumuzun ölümü... Böyle ani bir ölüm yerine klasik şekilde hastalanacağını düşünüyordum ama hiç de öyle olmadı. Aniden gözümden yaşlar akmaya başladı ve tam mutluluğa adım attıklarını, önlerinde harika bir hayatın beklediklerini söylediğinde kemal, neredeyse 15 dakika sonra füsunun ölümü hayatın bir gerçeğini daha gösterdi bize... Kitabın bana kattığı duygular çok fazla yoğun nasıl açıklayabilirim bilmiyorum.
'' ''Aman kemal bey, ölenle ölünmez.'' Demedi. Deseydi, ona Masumiyet müzesi'nin ölenle yaşamak için yapılmış bir yer olduğunu söyleyecektim.'' İşte masumiyet müzesinin de oluşumu böyle: Füsunu her gün yaşamak istemesi ; Biriktirdiği her sigara izmaritiyle, tarağıyla, küpesiyle, mayosuyla, elbisesiyle, gazoz kapaklarıyla, birlikte gittikleri sinema biletleriyle...
Böyle hikayeleri öğrendiğimiz için şanslı hissetmeliyiz ama ben içimde sonsuz bir hüzün taşayacağım. Füsun ve kemal de bizimle böyle birlikte olmaya devam edecekler...