Selin Gemicibaşı

Selin Gemicibaşı
@selingmcbsi
Büyük Beklentiler, Büyük Hayal Kırıklıkları
4/10
·256 syf.··
2025 208. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2025 09:55
Kitaba gerçekten büyük beklentilerle başladım ama maalesef hayal kırıklığıyla bitirdim. 260 sayfalık bir kitabı iki ayda zor okuyabildim, o da inatla yarım bırakmamak için. Kısaca konudan bahsetmem gerekirse: Alternatif bir gelecekte, İngiltere’de yaşayan düz adam Charlie’yi takip ediyoruz. Bu evrende Alan Turing ölmemiş ve bilime yaptığı katkılar sayesinde robotlar, yapay zeka ve bilgisayarlar inanılmaz derecede gelişmiş. Charlie işsiz, borsadan para kazanarak geçinmeye çalışıyor. Bir zamanlar ilkokulda robot kulübünde radyo yapmış, o yüzden kendini deha sanıyor ama açıkçası tam bir narsist ve pek de zeki olduğu söylenemez. Bu arkadaşımıza annesinden para kalıyor ve gidip üstüne başına bir kıyafet almak yerine gidiyor insansı yapay zekalı son model bir robot satın alıyor. Sebep? Sözde Turing üzerine bir kitap yazmış, üniversitede antropoloji okumuş ama mezun bile olmamış; kendini bilim insanı sanıyor bu robotla da deney-gözlem yapacakmış. Bir yandan da üst kat komşusu Miranda’dan hoşlanıyor, onunla yakınlaşmak için bu “gözlem” bahanesini kullanmak istiyor. Evet, durum tam olarak bu. İlk üç bölümde “hadi geliyor galiba” dedim ama sonrası tamamen hayal kırıklığı. Üstüne bir de Charlie durup dururken İngiltere’nin iç ve dış meselelerine, siyasetine dalıyor. Gerçekten, alternatif gerçeklikteki İngiltere’nin siyaseti hiç umrumda değil Charlie ya. Üstelik bu siyasi arka plan ne yapay zekayla bağlanıyor ne de karakter gelişimine hizmet ediyor. Sadece kitabın zaten düşük olan temposunu iyice dibe çekiyor. En büyük hayal kırıklığıma gelirsek: Bu kadar gelişmiş bir robotun temizlik ve ev işleri için kullanılması gerçekten sinir bozucuydu. İkinci hayal kırıklığım da konunun, insan-robot ilişkileri üzerine derinleşmesini beklerken kitabın bir anda Charlie ve Miranda
Benim Gibi MakinelerIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 2019453 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yeni bir insanı tanımak gibi bir kitap
10/10
·208 syf.··
2025 3. kitabı
Kazuo Ishiguro’nun okuduğum 3. kitabıydı bu ve yine beni hassas noktamdan vurmayı başardı. Bu adamın kaleminde ne var bilmiyorum ama bende bağımlılık yaptı sanırım. Kitabımız ikinci dünya savaşı civarlarında İngiltere’de bir malikanenin baş uşağının yolculuğunu anlatıyor. O kadar zarif anlatıyor ki ama… Sanki bir insanı tanımak gibiydi bu kitabı okumak. Sayfaları çevirdikçe katman katman derinlerine indim. Uşağın düşünce fırtınalarının arasından topladığım kırıntılarla yavaş yavaş oluşturdum kafamda hikayeyi. Nasıl yaptı yazar gerçekten bilmiyorum ama başka bir insanın beynine hiç bu kadar yakından bakmamıştım. O kadar doğal o kadar karmaşıktı ki… Asıl duygularının yanından sıyrılıp başka olaylarla vakit kaybediyor gerçekten kendisi için önemli olanı bir türlü kavrayamıyordu. Gerçek bi anlatım ustalığıydı bu kitap benim için. Yazar beyfendi oluşturduğu karakteri o kadar iyi tanımış ki satırlar sanki bir yazarın kaleminden değil de karakterimizin beyninin tam içinden geliyor gibiydi. Oldukça naif bir anlatım. Fark etmeden kalbinizi ele geçiriyor. Neyse kitap çok güzeldi okuyun.
Günden KalanlarKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20196,9bin okunma
İnanılmaz nefret edilesi bir karakter (spoiler içerir)
2/10
·144 syf.··
2025 1. kitabı
O kadar sinirlendim ki kitabı okurken siteye hesap açıp sinirimi paylaşmam gerekti. Kitabın konusu yazıyor zaten her yerde ben bana hissettirdiklerinden bahsetmek istiyorum. Bir bölüm gurmemizin tat yolculuğunu okuyoruz diğer bölüm de etrafındaki birinin ya da bir şeyin gurmemiz hakkındaki düşüncelerini okuyoruz, kitabın akışı bu şekilde. Gurmemizin bölümleri şuraya gittim bir yemek yemişim var ya offf şeklinde ilerlerken diğer bölümler gurmemiz hakkında böyle kötü biri şöyle iğrenç bir insan diye yorumlar içeriyor. O kadar kötü biri ki her açıdan korkunç biri! Kötü bir eş, berbat bir baba, ailesine iğrenç davranırken dışarıdakilere iyi yüzünü gösteren kendini bir şey sanan kibirli egoist herifin teki! Yetmezmiş gibi bir de karısını aldatıyor ne ararsan var. Zaten çocuklarına yaşattığı travmalardan bahsetmiyorum bile. Adam hakkında bu kadar kötü şey okuyorum sonraki bölüme geçiyorum bizimki yok mayonez yemiş bi tane çok iyiymiş o mayonez onu diyo hala. Yazar bilerek yapmış bunu anlıyorum korkunç bir karakter yazmış. Gerçekten de nefret ettirmeyi başardı yarattığı karakterden. Ama bu iyi bir şey mi? Ben okuduğum karakteri sevemeyeceksem bağ kuramayacaksam okuma nasıl zevkli olabilir ki benim için? Bir sürü kötü karakter okudum şimdiye kadar ancak onlarla bağ kurmamı sağlayan insanlık kırıntıları olur çoğunda. Bunda yok maalesef. Kitabın sonunda bir aydınlanma bi suçluluk pişmanlık görmeyi bekledim ama o da olmadı. Yine sadece yediği yemekleri düşünerek öldü. Yazarın ilk kitabıymış bu kadar sert eleştirmek yersiz belki de ama o kadar sinirlendim ki adama kendimi tutamıyorum. İyi yemişsin helal olsun pis adam. Zıkkım ye! Not: Kitabı bitirdiğim gibi klavyeye saldırdım ve ne yazdım diye okumadım bile o yüzden düşük cümleler için özür dilerim beynimden geçtiği gibi
Gurmenin Son YemeğiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2015217 okunma