O yıl. O olayın olduğu yıl. O kış. İlk kar yere düşmeden önce annemin yüzünde yabancı bir şey fark ettim. İlkin kısa bir saç telinin yüzüne yapıştığını sandım. Onu almak için elimi uzattım. Gelgelelim bu, bir saç teli değil de tenindeki kırışıklıktı. Bunun ne zaman oluştuğunu bilmiyordum ama oldukça derin ve uzundu. O vakit annemin yaşlandığını ilk kez anladım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitaplar, beni gidemeyeceğim yerlere bir çırpıda alıp götürdü. Hayatımda hiç karşılaşamayacağım insanların itiraflarını bana anlatıp hiç göremeyeceğim kişilerin yaşamlarını gösterdi. Hissedemediğim duygular ve başıma hiç gelmeyen olaylarla dopdoluydu. Bu, televizyondan ya da sinemadan büsbütün farklıydı.
Anneme göre sevgi, yaş dolu gözlerle bana bakarak bu durumda böyle şu durumda şöyle yapman gerekir deyip vara yoğa fırça çekmekten başka bir şey değildi. Eğer bu sevgiyse, hiç sevmemek ya da hiç sevilmemek daha iyi değil midir?