Eşinizin sevgi deposu dolu olduğu ve sizin sevginiz konusunda kendisini güvende hissettiği zaman
tüm dünya daha parlak görünecek ve eşiniz yaşamdaki en yüksek potansiyeline ulaşmak üzere
harekete geçecektir. Fakat sevgi deposu boş olduğu ve kendisinin sevilmediğini, fakat kullanıldığını
hissettiği zaman dünya karanlık görünecek ve muhtemelen dünyada, kendisindeki iyi potansiyele asla
ulaşmayacaktır.
Sevgi, "Seninle evlendim ve senin çıkarlarını
gözetmeyi seçiyorum" diyen tutumdur.
O zaman sevmeyi seçen kişi, bu kararını ifade edecek uygun yollar bulacaktır.
... sevgi için duyulan duygusal gereksinme, yalnızca bir çocukluk olgusu değildir.
Bu gereksinme bizi, yetişkinliğe ve evliliğe kadar izler. "Aşık olma" deneyimi bu ihtiyacı geçici olarak
karşılar. Fakat bu, kaçınılmaz olarak "geçici bir önlem"dir. Kısa ömürlüdür ve etkisi sınırlıdır. "Aşık
olma" saplantısının zirvelerinden aşağıya indikten sonra, sevgi için duyulan gereksinim yeniden su
yüzüne çıkar.
Çünkü bu, doğamızın temelinde vardır. Duygusal arzularimizin merkezindedir. "Aşık
olmadan" önce sevgiye gereksinme duyuyorduk ve yaşadığımız sürece de duyacağız.
"Her çocuğun içinde, sevgi ile doldurulmayı
bekleyen bir 'duygu deposu' vardır. Bir çocuk gerçekten sevildiğini hissederse, normal olarak
gelişecektir. Fakat sevgi deposu boş olduğu zaman, çocuk yanlış davranışlarda bulunacaktır.
Çocukların yaramazlıklarının çoğuna boş bir "sevgi deposu "nün özlemleri yol açar."