Evet, keramet mûcize ile karıştırılmamalıdır. Mûcize, nübüvvet davası ve iddiasıyla ortaya konulur. Veli ise, böyle bir iddiada bulunacak olsa dinden çıkar, kâfir olur ve keramete layık olma vasfından sıyrılır. Bilakis veli, kerametiyle Peygamber Aleyhisselam’a bağlı olduğunu açıkça ilân eder. Mûcize gibi kerametin de yaratıcısı ve hakiki sahibi Allah’tır.
Allah dostlarının kerametleri, tabi oldukları Peygamberlerin mûcizesi ve bereketiyledir. Demek ki velinin gösterdiği her keramet, bağlı olduğu peygamberin bir mûcizesi sayılır. Zira veliye, peygamberine intisabından ve bağlılığından ötürü bu haslet lütfedilmiştir.
Bir peygamberin risaletini ispat edebilmesi için mûcize göstermesi gerekir hatta buna mecburdur denilebilir, denilir ve öyledir. Allah dostları ise, keramet göstermek zorunda değillerdir. Hem onlar keramet göstermekten son derece sakınırlar.
“Kim Allah’a ve Resûl’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehitler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!”
(Nisâ Sûresi, 4/69)