Mübarek ve mukaddes vatan fikrini tartışmaya girişen milletler, çözülmeye yüz tutmuş ve hakikaten mahv u perişan olmuş milletlerdir. Yunan cumhuriyetleri ve Roma devletleri kargaşaya, dağılmaya ve yok olmaya yüz tuttuğunda vatan diye bir şeyin olmadığını ve güzel yaşamaktan başka bir şey düşünmek gerekmediğini iddia eden safsatacılar zuhur etmiştir. Bunlar Yunanistan ve Roma'yı aşağılık ve rezil bir ölüme sürüklemiştir. İnsan vatanını sever. Niçin sevdiğini bilmeden, tabii hadiseler ve esaslı hakikatler gibi yaratılıştan ve kendiliğinden sever.
Tasavvurun aşk ihtirasında önemi o kadar büyüktür ki mübalağa edilmesi imkansızdır. Özellikle tembel zihinlerde fikirlerin kendi kendine çalışması tamamen bu tür arzular üzerine yönelmiştir. İspatı da şudur ki aşkın hayatın en büyük meşgalesi olması sadece saraylarda ve modern meclislerde görülür, çünkü ancak dünyaya tapanlar çokça ağlayıp sızlar ve tembellikle vakit geçirirler. Halbuki çalışkanların nezdinde aşk, layık olduğu mevkidedir, yalnızca bir çerezden ibarettir.